Ayşe Gül Altınay
(Sabanc? Üniversitesi)
Ye?im Arat
(Bo?aziçi Üniversitesi)
Destekleyen kurum: TÜB?TAK
Ara?t?rma süresi: Ocak 2006 – Haziran 2007 (18 ay)
Alan ara?t?rmasını yürüten kurum: Yönelim Ara?t?rma şirketi
Dan??man: Y?lmaz Esmer (Bahçeşehir Üniversitesi)
Ara?t?rma kapsamı:
1) 27 ilden 50’ye yak?n kadın kuruluşu ve 150 kadar kadınla görü?meler, odak grup toplant?ları, kat?lımc? gözlem ve ar?iv taraması:
a. Türkiye’de kadına yönelik ?iddetle mücadelenin tarihi
b. Devlet düzeyinde mücadelenin kurumsalla?ması
c. Hukuk alan?ndaki geli?meler
d. Temmuz 2006 Ba?bakanlık Genelgesi
e. Örgütlenme sorunları ve olanakları: Kad?n örgütlerinin bağımsızlı??
2) Toplam 56 ilden 1800 evli kadınla yürütülen alan ara?t?rması (yüzyüze anket uygulaması):
a. Kadınların ?iddete ve kadın-erkek e?itliğine dair görü?leri
b. ?iddet deneyimleri
c. ?iddetle mücadele konusundaki görü?leri
ALAN ARA?TIRMASI
Örneklem:
56 ilden toplam 1800 kadına anket uyguland?. Bu anketlerin 1520 tanesi Türkiye nüfusunun tamamını temsil edecek şekilde Türkiye ?statistik Kurumu’nun (TU?K) Avrupa’ya uyum çalı?maları sürecinde ortaya çıkmı? olan 12’li ?statistik Bölge Birimleri Sınıflaması’n?n (?BBS) birinci düzeyi (NUTS-1 – The Nomenclature of Territorial Units for Statistics) kullan?larak çekilen örneklemi yansıtmaktadır. Bu örnekleme ek olarak Kuzeydoşu Anadolu, Ortadoşu Anadolu ve Güneydoşu Bölgeleri’ni temsilen çekilen ikinci bir örneklemle 280 kadına daha anket uyguland?. Dolay?sıyla, rapor boyunca üç farklı örneklemden bahsedilmektedir.
• “Türkiye” bağlı?? altında sunulan bulgular, 1520 anketin sonuçlarını yansıtmaktadır.
• “Doşu” bağlı?? altında sunulan bulgular, Türkiye örneklemi içinde Kuzeydoşu Anadolu, Ortadoşu Anadolu ve Güneydoşu Bölgeleri’ni kapsayan 226 anket ile çekilen 280 kişilik ek örneklemin toplamına (toplam 506 anket) dayanmaktadır.
• “Orta-Bat?” olarak ifade edilen bulgular ise 1520 anket içinden Kuzeydoşu Anadolu, Ortadoşu Anadolu ve Güneydoşu Bölgeleri dışında kalan bölgelerin sonuçlarını (1294 anket) yansıtmaktadır.
ANA BULGULAR
?iddet deneyimi:
• Her üç kadından biri e?inden dayak yedi?ini söylemektedir.
• E?inden dayak yiyen kadınların yarısı bu durumdan daha önce kimseye bahsetmediklerini ifade etmektedirler.
• Yüksekö?renim görmü? altı erkekten biri e?ine fiziksel ?iddet uygulamaktadır.
• Kadınların aileye kocalarından daha çok gelir getirmesi, fiziksel ?iddet riskini en az iki misli art?rmakta, bu durumda olan her üç kadından ikisi ?iddete maruz kalmaktadır.
• Çocukken tan?k olunan veya maruz kalınan ?iddetin, erkeklerin ?iddet uygulama olasılı?ını, kadınların da ?iddete maruz kalma olasılı?ını iki kat art?rd??? gözlenmektedir.
• Kendileri tan???p anla?arak ailelerin onay?yla evlenenlerin % 28’i, görücü usulüyle evlenenlerin % 37’si en az bir kez fiziksel ?iddete maruz kalmaktayken, bu oran kendileri tan???p anla?arak ancak ailelerin onayını almadan evlenenlerde % 49’a çıkmaktadır.
• Ö?renim düzeyi artt?kça fiziksel ?iddet gördü?ünü söyleyen kadınların say?sı azalmaktadır. Okuma yazma bilmeyen kadınlar arasında en az bir kez fiziksel ?iddet gördü?ünü söyleyenlerin oran? % 43 iken, yüksek ö?renim görmü? kadınlar arasında bu oran % 12’dir.
• Alı?veri?e çıkmaktan aileleriyle görü?meye kadar kadınların att?kları her ad?m kocan?n iznine tabi görünmektedir: Her 10 kadından yalnızca biri başka bir ?ehre/köye e?inden izin almadan gidebilmekte, üçü e?inden izin alma ihtiyac? duymadan ailesini ziyaret edebilmekte veya alışverişe/çar??ya gidebilmekte, dördü e?inin iznine tabi olmadan komşu/arkada? ziyareti yapabilmektedir.
• Türkiye’deki kadınların yarıya yakını Medeni Kanun’da yeniden düzenlenen mal rejiminden habersizdir. Görü?ülen kadınların % 43’ü 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’dan da haberdar de?illerdir.
• “Doşulu kadın daha çok eziliyor” görü?ünü bu ara?t?rman?n bulguları doğrulamamaktadır.
• Ancak Doşu bölgeleriyle Orta/Bat? bölgeleri arasında çok çarp?c? e?itim ve gelir e?itsizlikleri olduşu gözlemlenmi?tir. Türkiye’nin Orta ve Bat?’sında okuryazar olmayan kadınların oran? % 15,5 iken, bu oran Doşu’da neredeyse üç misline çıkarak % 41,9’a ula?maktadır. Doşu’daki ortaokul-lise ve üniversite okumu? kadınların toplam oran? da Türkiye’nin kalanının üçte biri kadardır (Doşu % 10,6, Orta/Bat? % 28,8).
Kad?n-erkek ili?kileri, ?iddet ve ?iddetle mücadeleye dair görü?ler:
• Ev i?lerinin e?ler arasında e?it payla??lması gerekti?ini dü?ünenlerin oran? % 80, kadınların ev dışında istedikleri i?te çalı?abilmeleri gerekti?i görü?üne kat?lanların oran? % 87, kadınların ellerindeki paray? kendi tercihleri doğrultusunda harcayabilmeleri gerekti?ini savunanların oran? % 84’tür. Kadınların hemen hepsi (% 97) k?z çocukları en az sekiz yıl okula gönderilmeli görü?üne kat?ld?klarını söylemi?lerdir.
• 10 kadından 9’una göre “Haklı görülebilecek dayak yoktur.”
• Kadınların % 70 ila % 85’i devletin erkekleri e?iterek, sı??nma evleri açarak, bu konuda çalı?an kurulu?ları destekleyerek, a??r cezalar vererek ve polisi e?iterek erkeklerin e?lerine uygulad?kları ?iddeti engelleyebileceğini dü?ünmekte ancak devletin bu sorumluluklarını yerine getirmedi?ini ifade etmektedir.
• Kadınların % 85’i Türkiye’deki sı??nakların say?sının yeterli olmadığını dü?ünmekte, % 87’si vergilerinin sı??nak açmak için kullan?lmasını onaylamaktadırlar.
• Kadınların % 92’si mahkemelerin ?iddet uygulayan erkeklere ceza vermesini istemektedir.
• Bu veriler göstermektedir ki kadınlar aile içi ?iddeti “aile içinde” çözülmesi gereken bir konu olarak değerlendirmemektedirler.
Kad?n örgütleri ve ?iddetle mücadele:
• Yirmi yıl kadar önce dayaşa karşı olmak radikal bir feminist görü? olarak alg?lanırken, bugün dayak yayg?n biçimde k?nanmakta, yasalarla cezalandır?lmaktadır.
• Kad?na yönelik ?iddetle mücadelede kadın örgütleri protesto eylemlerine başladıkları 1980’lerden bu yana önemli ba?ar?lar elde etmi?lerdir.
• ?iddetle mücadelenin yayg?nla?masına ve bu konuda kamuoyu oluşmasına yaptıkları katk?ların yanı sıra 4320 sayılı kanunun çıkmasından Medeni Kanun ve Ceza Kanunu’nun yeniden şekillenmesine kadar ?iddetle mücadele yolunda at?lan pek çok önemli ad?mda kadın örgütlerinin önemli bir etkisi olmu?tur.
• Zaman icinde devletle ili?kiler değişmi?, protesto faaliyetlerinden öte i?birli?i yapılmaya başlanmı?t?r. Hem kadın hareketi hem devlet ?iddetle mücadelede kurumsalla?maya yönelmi?tir.
• 2006/17 sayılı Ba?bakanlık Genelgesi devlet kurumlarıyla kadın örgütleri arasında yaşanan etkile?imin en somut ve olumlu örneklerinden biridir. Kritik önem taşıyan bu genelge, kadın örgütlerinin yıllar içinde şekillenen taleplerinin önemli bir k?smını kapsayan bir belgedir.
• Çe?itli koruyucu ve önleyici tedbirleri öngören, bu konuda TBMM’den Kadının Statüsü Genel Müdürlü?ü’ne çe?itli hizmet kurumlarına görev veren, e?itim, sa?lık ve hukuk alanlarında yapılması gerekenleri ayrınt?lı bir biçimde açıklayan genelge, henüz tam anlamıyla uygulamaya konmamı?t?r.
• Bazı kadın örgütleri ayn? zamanda aile içindeki ?iddeti dönü?türmeye odaklanan ba?ar?lı çalı?malar yürütmektedirler. Bu çalı?maların ba?ar?lı olmalarında:
a. bağımsız feminist bakış aç?sı,
b. etkin ileti?im yöntemleri geli?tirmeleri,
c. ?iddet konusunda fark?ndalık yaratma becerileri,
d. kadınları güçlendirmeleri,
önemli rol oynamaktadır.
• Kad?n örgütlerinin fiilen aile içi ?iddeti dönü?türmedeki ba?ar?ları ve bunun toplumun genelindeki ?iddet ili?kilerini ve kültürünü de dönü?türmeye yapt??? katk?lar göz ard? edilmemelidir.
SONUÇ ve ÖNER?LER
Ara?t?rmamız, Türkiye’de kadınların çoşunluşunun ?iddeti me?ru görmediklerini ve kadın-erkek ili?kilerinde e?itlik istediklerini ortaya koymaktadır. Her on kadından dokuzuna göre “Haklı görülebilecek dayak yoktur.” 1980’lerden bu yana kadına yönelik ?iddetle mücadeleye odaklanan feminist siyaset doğrudan veya dolaylı olarak (örne?in medyanın söyleminde değişikliklere yol açarak) Türkiye’deki kadınlara ula?mı? görünmektedir. Bu sonuç kadın kurulu?larının mücadelelerinde yalnız olmad?kları veya kadınlar nezdinde marjinal kalmad?kları şeklinde yorumlanabilir.
Her ne kadar kadın?n insan haklarından yana e?itlikçi değerler yayg?n kabul görse de, yapt???mız çalı?ma ayn? zamanda Türkiye’de her üç kadından birinin fiziksel ?iddet yaşad??ını ortaya koymu?tur. Kadınların aileye kocalarından daha çok gelir getirmesi, dayak riskini en az iki misli art?rmakta, bu durumda olan her üç kadından ikisi fiziksel ?iddete maruz kalmaktadır.
Çocukken tan?k olunan veya maruz kalınan ?iddetin, erkeklerin ?iddet uygulama olasılı?ını, kadınların da ?iddete maruz kalma olasılı?ını iki kat artt?rd??? gözlenmektedir. ?iddet döngüsü denen bu olgu, ?iddet içermeyen bir ortamda toplumsalla?man?n önemini bir kez daha ortaya çıkarmaktadır. Bu başlamda ?iddete karşı toplumsal duyarlılı??n art?r?lması, çe?itli ileti?im kanalları ve ders kitapları yoluyla ?iddetin gayrime?ru bir sorun çözme yöntemi olduşunun topluma yayılması önemlidir.
Ö?renim düzeyi artt?kça fiziksel ?iddet gördü?ünü söyleyen kadınların say?sı azalmaktadır. Bu sonuç ara?t?rmamızda ortaya çıkan güçlü bir ili?kidir. Okuma yazma bilmeyen kadınlar arasında en az bir kez dayak yedi?ini söyleyenlerin oran? % 43 iken, yüksek ö?renim görmü? kadınlar arasında bu oran % 12’dir. Yüksek ö?renim gören kadınların yaşad?kları ?iddeti payla?mak konusunda daha ketum davranıyor olabileceklerini ve yüksek ö?renim görmü? altı erkekten birinin e?ine fiziksel ?iddet uygulad??ını göz önüne alsak da, e?itim ve ?iddetle mücadele arasında dikkate alınması gereken olumlu bir ili?ki vardır. Bu nedenle gerek k?z, gerek erkek çocukların e?itime eri?imlerinin sa?lanmasının önemine dikkat çekmek istiyoruz. E?itime eri?im konusunda Türkiye’nin doşusu ile orta/bat?sı arasındaki derin uçurum ve devletin doşudaki bağlıca illere yapt??? kişi ba??na dü?en e?itim yat?r?mlarının Türkiye ortalamasının yarısı düzeyinde olması acilen ele alınması gereken bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Aile içi ?iddetle mücadele konusunda görü?lerini sorduşumuz kadınlar, hükümete, yerel yönetimlere, devlet kurumlarına ve mahkemelere bu alana müdahale etme konusunda önemli sorumluluklar yüklemekte ve yapılanları yeterli bulmamaktadırlar. Kad?nlar devletin erkekleri ve polisi e?iterek, gerekirse caydır?c? cezalar vererek, bu konuda çalı?an kurulu?ları destekleyerek ve sı??nma evleri açarak erkeklerin e?lerine uygulad?kları ?iddeti engelleyebileceklerini dü?ünmektedirler. Bu bulgular göstermektedir ki kadınlar aile içi ?iddeti “aile içinde” çözülmesi gereken bir konu olarak değerlendirmemektedirler.
?iddetle mücadele eden kadın örgütleri ile yapt???mız niteliksel ara?t?rma, son 20 yılda bu alanda önemli bir birikim ve deneyim elde edildi?ini göstermektedir. Kad?n örgütleri 1987 yılında yapılan Dayaşa Kar?? Dayanı?ma Yürüyü?ü’nden bu yana kadınların ?iddete yakla??mlarını, kamuoyunun ?iddete olan bakışını ve ?iddetin adlandır?lma biçimlerini değiştirmeye talip olmu?lardır. Zaman içinde ?iddet gören kadınlarla yapılan dayanı?ma ve destek çalı?maları yayg?nla?mı? ve zenginle?mi?; ba?ta KAMER olmak üzere bazı kadın örgütleri kadınları güçlendirerek aile içi ?iddeti dönü?türme yolunda çok ba?ar?lı çalı?malar yürütmeye başlamı?lardır. Her türlü ?iddete karşı bir duru? ve etkin ileti?im yöntemleri ile ?iddet konusunda fark?ndalık yaratman?n ve ?iddet ili?kilerini sonlandırman?n mümkün olabildi?ini göstermi?lerdir. Başka bir deyi?le, feminist bakış aç?sı aile içi ?iddeti dönü?türürken toplumdaki ?iddet ili?kilerini ve kültürünü de dönü?türmeye katk?da bulunmaktadır. Bu göz ard? edilemeyecek ba?arının vurgulanması ve yayg?nla?masının desteklenmesi gerekti?ini dü?ünüyoruz. Öte yandan, ara?t?rmamız?n gösterdi?i gibi pek çok bağımsız kadın kuruluşu maddi ve ideolojik sorunlarla mücadele etmekte; bu büyük potansiyel güç destek beklemektedir.
Ara?t?rma sonucu ortaya çıkan tabloya bakt???mızda aile içi ?iddetle mücadelede devlet kurumlarıyla kadın örgütlerinin i?birli?inin önemini ve gere?ini özellikle vurgulamak istiyoruz. Nitekim 1980’lerde devlete karşı protesto eylemleri düzenleyerek örgütlenen kadınlar zaman içinde devletle i?birli?i yapmaya ve diyalog aray??larına girmeye başlamı?lardır. 4320 sayılı kanunun çıkmasından Medeni Kanun ve Ceza Kanunu’nun yeniden şekillenmesine kadar ?iddetle mücadele yolunda at?lan pek çok önemli ad?mda kadın örgütlerinin önemli bir etkisi olmu?tur. Yeni Ceza Kanunu, kadına yönelik aile içi ?iddetin “ola?an” bir durum olmaktan çık?p onay görmeyen bir “suç” olarak alg?lanmasında önemli bir geli?me olmu?tur. Devletin ?iddet uygulayanlara caydır?c? yaptır?mlar getirmesi ?iddeti onaylamad??ını kan?tlayacakt?r. Türkiye’deki kadın hareketinin kaydadeğer katk?larıyla çıkan yeni Ceza Kanununun gere?i gibi uygulanması önemlidir.
Temmuz 2006’da yayınlanan Ba?bakanlık Genelgesi devlet kurumlarıyla kadın örgütleri arasında yaşanan etkile?imin en somut ve olumlu örneklerinden biridir. Kritik önem taşıyan bu Genelge kadın örgütlerinin yıllar içinde şekillenen taleplerinin önemli bir k?smını kapsayan bir belgedir. Çe?itli koruyucu ve önleyici tedbirleri öngören, bu konuda TBMM’den Kadının Statüsü Genel Müdürlü?ü’ne çe?itli hizmet kurumlarına görev veren, e?itim, sa?lık ve hukuk alanlarında yapılması gerekenleri detaylı bir biçimde açıklayan genelge acilen uygulamaya konmalıdır. Ancak genelgenin uygulanmasıyla ilgili herhangi bir yaptır?m bulunmamakta, genelgede belirlenen önlemlerin uygulanabilmesi için gerekli kaynak aktar?mı yapılmamakta, pek çok devlet kurumu genelgede belirtilen sorumlulukları yerine getirmede yetersiz kalmaktadır.
Devletin sorumlulukları başlamında en acil ihtiyaç ?iddet ma?duru kadınların korunmasıdır. Bu konuda devlet kurumları çok yetersiz kalmaktadırlar. Gerek Türkiye genelinde kadınların, gerekse görü?tü?ümüz kadın örgütlerinin vurgulad??? gibi sı??nakların sayılarının artt?r?lması, bağımsız kadın örgütlerinin ?iddetle mücadele konusundaki deneyimlerinden yararlan?lması gerekmektedir. 2006 Ba?bakanlık Genelgesi’nin Hizmet Kurumları bölümünün 16. Maddesi “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) için bütçeden ayr?lan pay art?r?lmalı, kadın sı??nma evleri/kadın konukevleri nitelik ve nicelik aç?sından Avrupa Birli?i standartlarına uygun hale getirilmeli ve hizmet sunacak personelin kadın bakış aç?sına sahip olması sa?lanmalı, an?lan merkezlerin gizlilik ilkesine uygun olarak hizmet vermeleri konusunda gerekli özen gösterilmelidir” demektedir. Benzer bir yükümlülük belediyeler için de geçerlidir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. Maddesi (a bendi) uyarınca Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000’i geçen belediyeler “kadınlar ve çocuklar için koruma evleri” açmakla yükümlü k?lınmı? olmasına ra?men bu konuda bir ilerleme sa?lanamamı?t?r. 2007 Eylül’ü itibar?yla SHÇEK'in 19, Valilik ve ?l Özel ?dareleri’nin 12, belediyelerin ise 4 kadın sı??na?? bulunmaktadır. Bazı bağımsız kadın örgütleri bu konuda devlet veya belediyelerle i?birli?i içinde sı??nakları i?letmeye taliptirler. Bu başlamda ba?ar?lı uluslararası deneyimler vardır ve onlardan yararlan?labilir. Devletin ?iddeti önlemek için tedbir alması her ne kadar önemli olsa da, ?iddet ma?durlarını koruması da kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Yak?c? bir sorun olan aile içi ?iddetle etkin mücadele ancak devlet kurumlarının ve hükümetlerin kararlılı?? ve kaynak aktar?mı ile kadın örgütlerinin mücadele deneyimlerinin bir araya gelebildi?i noktada mümkün olacakt?r. Bizim ara?t?rmamız göstermektedir ki son yıllardaki yasa değişiklikleri ve Temmuz 2006 Ba?bakanlık Genelgesi ile at?lan olumlu ad?mların arkasının gelmesi yalnızca kadın örgütlerinin de?il, Türkiye’deki kadınların ezici çoşunluşunun talebidir.
YAZARLAR HAKKINDA
Ayşe Gül Altınay
1994 yılında Bo?aziçi Üniversitesi’nden Siyaset Bilimi ve Uluslararası ?li?kiler ile Sosyoloji dallarında lisans derecesini, 2001 yılında ise Duke Üniversitesi’nden Kültürel Antropoloji dalında doktora derecesini almı?t?r. 2001 yılından beri Sabanc? Üniversitesi’nde ö?retim üyesi olan Dr. Altınay’?n militarizm, milliyetçilik ve toplumsal cinsiyet üzerine çe?itli makaleleri ve Vatan, Millet, Kad?nlar (derleme, ?leti?im Yayınları, 2000/2004), The Myth of the Military-Nation: Militarism, Gender and Education (Palgrave Macmillan, 2004) ve Ebru: Kültürel Çe?itlilik Üzerine Yansımalar – Attila Durak (derleme, Metis Yayınları, 2007) isimli kitapları vardır.
Ye?im Arat
1978 yılında Yale Üniversitesi’nden Siyaset Bilimi ve Ekonomi dalında lisans derecesini, 1983 yılında Princeton Üniversitesi Siyaset Bölümü’nden Türkiye’de siyasal hayatta kadınlar konulu tez çalı?ması ile doktora derecesini almı?t?r. 1983 yılından beri Bo?aziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası ?li?kiler Bölümü’nde ö?retim üyesi olan Prof. Dr. Ye?im Arat’?n Türkiye’de kadın hareketi, ?slam ve kadınlar, Refah Partisi hanım komisyonları, ba?örtüsü sorunu konularında çok say?da makalesi, The Patriarchal Paradox: Women Politicians in Turkey (Fairleigh Dickinson University Press, 1989) ve Rethinking Islam and Liberal Democracy: Islamist Women in Turkish Politics (State University of New York Press, 2005) isimli kitapları vardır.
November 25th, 2007 at 18:53
Merhaba Sayın Hocalarım, ben Mu?la Üniversitesi Fethiye Sa?lık Yüksekokul hemıirelik son sınıf ö?rencisiyim. Bitirme çalışmamı Fethiye’de kadın?n toplumdaki yeri üzerine yapmaktay?m
kadın ve ?iddet üzerine yapt??ınız çalışma bana bu konuda çok yard?mc? olacak Bu çalışman?n anket sorularını isteyebilirmiyim sizden yard?mc? olursan?z çok sevinirim. ?imdiden te?ekkürler
December 7th, 2007 at 22:06
Cok degerli arastirmaci Hanimefendiler,
Cok özür dileyerek nasil baslik koyacagimi bilemedim. Beni bagislayin lütfen
Kadinlara uygulanan siddet hakkinda sizlerin yaptigi arastirmalarin ne kadar caba sarf etmis oldugunuzu tahmin ediyorum ve sizleri gönülden takdir ediyorum.
Bu arastirma sadece Türkiye genelinde oldugunu okumus ve okumamislar arasindaki ucurumu cok güzel bir sekilde ortaya koymussunuz sizleri gönülden takdir ediyorum.
Beni en cok sevindiren konu bu Avrupalilara göre Türkiye geri kalmis bir ülke ve kadinlarin % 90 ni siddet görüyor diye düsünüyor bunu sebebi ise Avrupada yasayan Türklerin gercekten % 90 ni siddet görüyor ve Kadin Siginma Evleri neredeyse sadece Türklerle dolu.
Inanin bu insanlar Türkiye ve Türk insanini burada yasayan 30 yil önce buraya gelmis ve hic bir gelisme göstermemis insanlarla bir tutuyor, cünkü Avrupalilar gercekten Türkiyedeki kadinlarin durumunu bilmedikleri icin Asvati ilk defa burada Marketi ilk defa buralarda görmüs bir toplumun yobazliklarini tüm türkiye insanlarina mal etmeye calisiyorlar, cünkü insanlarimiz buna müsait. Kadina siddet burada sabnki gelenek gibi. Bu durumlar bizi gönülden yaraliyor. Tüm gayretimizle anlatmaya calissakda maalesef bu yobazlik damgasindan kurtulamiyoruz.
Bunda Türk insaninin bence tabir yanlisti Türk kadininin yanlislari cok onlardaki zihniyet ben cektim oda ceksin diye gelini ogluna veya Kayin pederine dövdürmek yada kendi eziyet etmek cok moda.
Sizlere bu Avrupadaki cehaletimizi nasil anlatayimki bunu ancak buralarda görmeniz gerek.
Ben bu konuda Türkiyedeki calismalari sizleri cokk takdir ediyorum, anliyorum amma bilemedigim bizlez bu Avrupadaki Türk kadininin cehalatini nasil kiracagiz iste bizlerin bu konuda sizlerin uzmanlik alanina ihtiyacimiz var.Bilemem bizlere nasil yol gösterebilirsinz buradaki kültürlüsü ve kültürsüzü karman karisik.
Sindi benim size yazma amacim sizlerden yardim bekliyorum ama nasil inanin bende bilmiyorum buradaki yasam hikayeleri cok acikli. Dedimya Kayinvalideler kadin olmasina ragmen kendinden sonra gelen gelini sifatindaki insan icin ben cektim oda ceksin derse sizler degerli Hocalarim bana nasil yardim edebilirsinizki? iste bende bunu bilemiyorum. Yapmis oldugunuz arastirmalar bir Türk insani olarak beni cok mutlu ediyor ama biz sizin tecrübelerinizden nasil istifade edebilirizki?
Cook saygi ve sevgilerimle CAGDAS KADINLAR DERNEGI BASKANI
Pakize SEREN
Mugla Üniversitesinden bir meslekdasim sizlerden soru istiyor , sayin meslekdasim bu sorular varya lütfen klasiklesmesin cünki bazilari cevap verirken cok zorlaniyor sorularinizi kisiye göre sormanizi ve bu konuda esnek olmanizi tavsiye ederim.
December 23rd, 2007 at 10:03
Çok önemli bir çalışma. Alınt? yapabilmek isterdim NTV kitapları için bir yaz? yazıyorum.. Ne yaz?k ki kitap bana gelmedi. Tebrikler ve sevgilerimle Semra
İstanbul Bilgi Univ. Sosyo?loji Bölümü SantralıStanbul
February 3rd, 2008 at 01:28
Merhaba,
Yapt??ınınz çalışma çok önemli bir çalışmadır.Türkiyede kadınların durumunu gerçekçi bir biçimde ortaya koyuyor ve kan?mcada bu çalışmalara devam edilmelidir. Bizlerde kadına yönelik aile içi ?iddetle ilgili yapılan çalışmaları gözden geçiriyoruz çalışman?zla ilgili biraz daha ayrınt?lı bilgileri mailime gönderirseniz çok sevinece?im. ?imdiden çok te?ekkürederim…
October 14th, 2008 at 16:42
Merhaba Hocalarım, biz Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sa?lık Yüksekokulu hemıirelik son sınıf ö?rencisiyiz. Bitirme çalışmamız? Zonguldak’ta kayıtlarayansıyan aile içi e? ?iddeti üzerine yapmaktay?m
kadın ve ?iddet üzerine yapt??ınız çalışma bize bu konuda çok yard?mc? olacak Bu çalışman?z? pdf dosyası olarak isteyebilirmiyiz yard?mc? olursan?z çok seviniriz. ?imdiden te?ekkürler
October 28th, 2008 at 15:29
ülkemiz için çok önemli bir çalışma ben de tezimi kadınauygulanan ?iddetle ilgili yapıyorum bu konuda bana yard?mc? olursan?z sevinirim bunun için sizden anket sorularınız? istiyorum ?imdiden te?ekkür ederim
October 28th, 2008 at 15:40
@fethiye;
Konuyla ilgili kişilere ula?mak daha doğru olur sanır?z. Bunun için a?a??daki bilgilerle k?sa bir ara?t?rma yapma?z yeterli olacakt?r:
Ayşe Gül Altınay
(Sabanc? Üniversitesi)
Ye?im Arat
(Bo?aziçi Üniversitesi)
March 12th, 2009 at 00:03
Sayın Hocalarım;
Ben hem Sa?lık Bakanlı?? ad?na KYA?? e?itimcili?i yapan hemde bir sivil toplum kuruluşunda(Uluda? Soroptimist kulübü)bu konuda gönüllü çalışan bir kadın?m.Çalı?t???m STK ile bu konuda gözlemsel (tan?mlay?c? veya analitik) bir ara?t?rma yapmak istiyorum.Nasıl başlayaca??mı bilemedim.Yol gösterici bilgilerinizi benimle payla??rsan?z sevinirim.?imdiden te?ekkürler..Dr.Muammer Durak
March 27th, 2009 at 22:12
merhaba ben sosyoloji bölümü son sınıf ö?rencisiyim tez çalışmamı kadına yönelik ?iddet üzerinden aldım. yapaca??m ara?t?rma ise mülakat şeklinde olacak. fakat ben bu mülakatta görü?me yapaca??m kadınlara hangi soruları soraca??mı bilemiyorum. anket sorularını rahat bir şekilde hazırlamamma ra?men mülakat sorularını hazırlayamad?m. bu konuda bana yard?mc? olabilmeniz mümkün mü. ?imdiden te?ekkürler