Lisede iken, Tarih dersini eskiden kalma hikayeler anlatarak ve bu hikayeleri günümüzle ba?da?t?rarak, dersi bizler için bir e?lence haline getiren harika bir ö?retmenimiz vard?.
Bir gün bize tarihin ‘’o’nun hikayesi ‘’ yani; ‘’ bir erke?in hikayesi ‘’ olarak tan?mlanabileceğini belirtti. Bu arada bizler de bir yandan da bu hikayeni ad? eğer bir erkek yerine ‘’ bir kadın?n hikayesi ‘’ olsa idi, dünya nasıl bir yer olurdu diye dü?ünmeye de başlamı?t?k. Sınıf genelinde, kadınlar genellikle daha hassas olduklarından bu şekilde dünyanın daha ?lımlı olaca?? konusunda fikir birli?i yapmı?t?k. Ayrıca, sürekli ayn? şeyleri yapmakta olduşumuz ve bu nedenden dolay? da tarihin kendisini tekrar etti?i konusunda da anla?mı?t?k. Bu arada, bu sürekli ayn? şeyi yapmak ve farklı bir netice beklemek gibi ifade edilebilecek bir ak?l hastalığı gibi…
Zaman içinde, O’nun ( bir kadın?n ) hikayesini mütemadiyen dü?ündüm ve farkettim ki; burada değişik bir olgu söz konusu…konunun cinsiyet ile alakası yok. Hikaye, feminen bir özellik olarak tan?mlanan bakım ve itina ile alakalı fakat kesinlikle evrensel. Bütün bilinçli varlıklar bakımlı ve itinalı olman?n önemini bilmektedirler. Bakımlı olmak, itina göstermek k?smı hemen hemen herkes için tamamen açık ve nettir. Ama bunu yapabilmek konusu her zaman bu kadar açık de?ildir.
Ya?amın Değeri
?nsanoğlunun değeri, ne kadar değerli oldukları ile de?il, daha çok yaşamın onlar için ne kadar değerli olduşu ile belirlenir.
Ya?am yaşayan her varlık için en az sizinki kadar değerlidir. Hiç dü?ünmeden ayaklarınızın altında ezip geçti?iniz bir örümcek bile büyük olasılıkla kendi yaşant?sında karma??k bir alem yaratmı?t?r aynen sizin kendi yaşantınızı itina ile yaratmı? olduşunuz gibi…
Ne yaz?k ki, yaşamın değerine olması gerekti?i gibi önem verilmemektedir. Buna ra?men, bu cümle bir yandan da, size bunun yeni bir şey olmadığını da dü?ündürebilir.
‘’ Güne?in altında yeni bir şey yok. ‘’ demek, her ne hayal ederseniz edin bu daha önceden bir şekilde dü?ünülmü? ya da gerçekle?tirilmi?tir demektir…
Dü?ünsenize; 2000 sene evvel insanlar arslanları e?lenme ad?na nasıl besliyor ve e?itiyorlard?. Coliseum, birbirlerini parçalayan ya da vah?i hayvanlar tarafından yenilen insanları seyreden di?er insanlarla dolup ta?ıyordu. ?nan?lmaz de?il mi? Ve maalesef, gerçek…
Nitekim, bunları yaşamı?lar ve yapmı?lardır ve tüyler ürpertici şeyler yapmaya da devam etmektedirler. Aslında pek fazla da bir şey değişmemiştir o günden bugüne…
Geli?tiğimizi ve uygarla?t???mız? söylüyoruz ama hareketler ve davran??lar kelimelerden daha yüksek ses çıkarıyorlar.
?nsanlar duygusuzca ve i?renç şekilllerde birbirlerini öldürüyorlar ya da taciz ediyorlar. Nasıl bir zalimlik ve deh?et! Hangi birinin makul bir mazereti olabilir ki? Ac? herkes tarafından ayn? şekilde hissedilmez mi? Bar?? istiyoruz ama yine silah imal ediyoruz. ?leti?im istiyoruz ama yine de arkada?lık ve hatta kendi ailemiz ad?na yeni ufuklar açmaya da korkuyoruz. Maskesiz nefes almak istiyoruz ama yine de bir gün ister istemez maske kullanaca??mız? biliyor ve bunun garantisini de elde etmek istiyoruz. Muhte?em ve süper varlıklar olduşumuzu dü?ünüyor, hemen hemen her konuda kesinlikle haklı olduşumuzu varsayarak amaçlarımız u?runa doğay? zehirliyor, hayvanları imha ediyoruz. Açgözlü, doyumsuz kurallar, herşey taraf?mıza ba???lanmı?… Geli?mi? ve uygarla?mı? toplum bu mudur?
Eskiden, medeniyetlerin yok olması ya da kendi kendilerini bir şekilde imha etmeleri asırlar sürerdi. Günümüz teknolojisi ile hepimiz bir anda yok olabiliriz. Buna ra?men bu kez, ilginçtir bu konu bizi de a?maktadır. ?imdi, hep beraber bütün gezegeni ortadan kaldırabiliriz ki kimse için bir gelecek kalmasın diye…Bir dü?ünün…
?lginçtir, aslında gelmi? geçmi? en heyecanlı ve gelecek vaad eden zamanları yaşıyoruz…
Ya?amak nasıl güzel bir şey ki; mucizeler hemen hemen her yerde ve her nefeste ola?anüstü ve heybetli kehanetler çarpmakta surat?mıza…
Büyük Amerikan ?air ve filozofu Walt Whitman, bunu asırlar önce daha insanoğlu uzaya gitmeden önce söylemi?.
Bu gün olsa ne derdi acaba? Hayal edebiliyor musunuz?
Herbirimiz, kadın ve erkek, itina ile dünyay? herkes için daha güzel yapabiliriz.
Dü?ündü?ünüz her an, bir şey söyleyin ya da yap?n; bir an durun ve eğer sizin ba?ınıza gelse idi nasıl hissederdiniz dü?ünün. Nasıl hissedece?inizi anlad??ınız anda, dü?üncelerinizi bu doğrultuda düzeltin ya da düzenleyin. Dü?ünün, dileyin ve sadece yaşantınızda ne istedi?inize karar verin. E?er dü?ündü?ünüz iyi ve doğru de?il ise değiştirin dü?üncelerinizi. Bunu öncelikle kendi iyili?iniz için yap?n.
Birçoşumuz ilk önce kendimizi sevmeye başlamad???mız için yeryüzünde yeterince sevgi yoktur. E?er gerçekten kendimizi sevse idik, dü?ündü?ümüz ve yapt???mız her şeyin bize beklediğimiz şekilde geri dönece?ini bileceğimizden muhtemelen hiç kötülük yapmazd?k.
Bu bilinçle, dü?üncelerimizi kontrol altında tutar ve engelleriz. Hiç kimse ve hiçbir şey için kötülük dü?ünmez ve istemeyiz fakat bunu sadece dilemek yeterli de?ildir ama iyi bir başlang?çt?r.
Durum ne olursa olsun iyiyi dilemek nihai çözümdür. Bu, sizin gerçek maksatlarınızın olası sorumluluk ve neticelerinin bilincinde olduşunuzu ve bunlarla birlikte yaşamay? becerdi?inizi gösterir.
E?er dürüstçe ve huzurla bunu yapabiliyorsan?z, O’ nun Hikayesi
( Kad?n’ ?n Hikayesi ) denilen yaşamın ?lımlı bölümlerinden birisinizdir.
Yazar? yok… Hala yaşamın bir bölümü olmaya çalı?ıyor…