Sen neymişsin be abi
Sen neymişsin be abi... Evet, MFÖ'nün o güzel şarkısında öyle diyorlardı değil mi? Bu aralar ben de şöyle bir düşüneyim dedim biz nelermişiz acaba diye ama neler olduğumuzu sıralamaya başladıkça hayretler içinde kaldığımı itiraf etmeliyim... atom karınca mıyız neyiz? Bakalım biz kısaca nelermişiz... İnsanız... İnsan olmak, insan gibi yaşamak, bize bahşedilen yaşamın hakkını verebilmek başlı başına bir yetenek ve erdem meselesi... Yaşam var yaşam var... Yaşarmış gibi yapıp konu mankeni gibi ortalarda dolaşmak ta var işin içinde... Bir de hani derler ya adam gibi yaşamak, yaşatmak... yaşamı alabildiğine hazmedip sindirmek... posasını çıkarmamak... Tercih hakkı kişilerde saklı kalmak kaydı ile... İşçiyiz... İşveren, serbest meslek sahibi ya da bir kurumda çalışıyor da olsak sonuçta hepimiz işçiyiz ve çalışmak, yaşamı idame ettirmek zorundayız... Ne yaparsak yapalım, söylemlerin tersine ömür bitiyor işler asla bitmiyor... Bir zamanlar çok gündemde kalan bir reklam sloganında olduğu gibi '' Çok çalışmam lazım çokkk '' deyip duruyoruz... ama ruhumuz ve bedenimiz her şeye rağmen yeni yetme gençler gibi dur durak tanımasa da gün geliyor beden ''Dur... dinlen biraz'' diyor ya da zaruri sıhhi nedenlerden dolayı ister istemez mola vermek zorunda kalıyoruz... ama işlerin yapılmak üzere bizi bir yerlerde beklediği yetmiyormuş yaşam ve zaman tam aksine hiçbirimizi beklemiyor... Anneyiz... Anne deyince akan sular duruyor değil mi? Biz anneyiz... hem de sadece evlatlarımızın değil, her ne kadar buna biraz tepki gelecek olsa da yaşantımıza bir şekilde soktuğumuz erkeklerimizin de annesiyiz. . Her zaman her konuda hazır olmalıyız... çözüm üretmeliyiz... Hayır demeye ve hasta olmaya hakkımız yoktur sanki... Yaşantımızda ne olursa olsun, ne ile meşgul olursak olalım zihnimizin bir kısmı daima değer verdiğimiz bu insanlarla meşguldür ve öncelik sıraları hep onlardadır. ''Ana gibi yar olmaz'' ''Cennet annelerin ayakları altındadır'' ''Yuvayı yapan dişi kuştur'' gibi söylemlerin gerçek yaşama inanılmaz bir boyutta yansıyan sorumlulukları ve vazifeler silsilesi her daim masamızda yapılacaklar ve unutulmaması gerekenler listesi olarak durur ve bunun da nasıl bir şey olduğunu ancak bizler anlarız... sanki damarlarımızdaki kan sadece annelik içgüdüsü ile yol almaktadır... Bunlardan şikayet eder miyiz? Asla... . Evladız... İşte bu da ayrı bir konu... Her birimiz bir anne ve babanın evladıyız ve bunun özellikle bize yüklediği manevi sorumluluklar doğumdan ölüme dek süregelmektedir. Bir kere dünyaya geldikten sonra kaçarı olmayan gerçeklerden biri de budur... Gençken daha doğrusu anne ya da baba olmadan bunun ne derece hassas ve önemli olduğunu maalesef birçoğumuz anlayamıyoruz ama zaman gelip te hayata yıllar kattıkça evlatlık ve ebeveynlik denklemini ve çözümünü ister istemez keşfediyor ve anlıyoruz ki ne yaparsak yapalım onların hakkını ödeyemeyiz... Bunlarda başka arkadaşız... dostuz... ve daha bir çok şeyiz... yaz yaz bitmez... Peki... bir de bütün bunları olup ta diğer bir yandan hem erkek hem de baba rolünü bir şekilde üstlenmek zorunda kalıp sürekli değiş tonton modunda yaşayanlar ve aynı sepete koydukları yumurtaları nasıl oluyorsa hiçbirini kırmadan taşımayı becerenler de var aramızda... İşte bu kişilere de; ''Sen neymişsin be abi... helal olsun'' demekten başka bir şey düşmüyor bizlere... .

YORUMLAR
Bu yazı 445 defa okundu
|