Değerli, yarı değerli ya da ola?and??? görünümlü bazı ta?ların, bazen az bulunur oldukları, bazen de çok güzel oldukları için, bazen de her iki nedenle de, t?lsımlı güçler ta??d?klarına inan?lmı?; bu tür ta?lar, ya uşur getirsinler diye, ya da kem göze ve uşursuzluklara karşı korusunlar diye nazar?k olarak kullan?lmı?lardır.
Hemen hemen bütün mücevherlerde insan bedenini koruma özellikleri vardır. Kuyumculuk sanatının en eski örneklerine bak?lacak olunduşunda; yüzükler, bilezikler, küpeler, halhallar, taçlar ve di?er tak?lar uşur getirmeleri, kötü ruhları kovmaları için tak?lmı?lardır insan bedenine…
Bir zamanlar, bir hükümdarın tacını süsleyen p?r?lt?lı değerli ta?ların varlık nedeni, yanlızca o hükümdarın yüceli?ini ve görkemini yansıtmak de?il, ayn? zamanda onu, kötülük taşıyan her türlü doğaüstü güçten, bilinmez, anlaşılmaz belalardan korumak olmu?tur. Ta?ların koruyucu ve büyülü güçlerine inanc?n yanına, zamanla, özellikle mücevher kullan?mı konusunda güzellik, statü kayg?ları da eklenmi?tir. Kuyumcu ustasının becerileri geli?tikçe, kulland??? teknikler ilerledikçe, yarattı?? mücevherlerde giderek birer sanat yap?t?na dönü?mü?; böylece t?lsımlı güçlerinden dolay? de?il, salt çok güzel görüntükleri için istenir ve kullan?lır olmu?lardır. Estetik, bo? inanc? kovmu?, bedeni süslemenin, tak? ve mücevherlerin bağlıca itici gücü haline gelmi?tir. Zaman içinde de çok pahalı oldukları için, seçkinli?in, sayg?nlı??n simgesi haline gelmi?lerdir.
Belirli mücevherlerin eski, bo? inançlardan kaynaklanan önemi, genellikle azalmakla beraber, günümüzde de sürdü?ü gözlenmektedir. Teknolojinin çok geli?ti?i modern toplumda, bireyin yanlızlı?? ve yabanc?la?ması ile mistik inanç sistemlerini de beraberinde getirmeye başlamı?t?r. Metaller, ala??mlar, mineraller gibi kristallerin büyüsel kullan?mı yeniden popülerlik kazanmı?t?r. 2000′li yıllarda minerallerin koruyucu gücüne duyulan inanç gündeme gelmi?tir.
Kristaller gibi iç simetrisi yüzey düzeninden anlaşılabilen, inorganik kökenli, kat? maddelere anlaşılmaz, gizemli güçler yakışt?r?lması, bazılarına ?a??rt?c? gelebilir. Oysa, kristallerin insanoğluna çekici gelmesinin nedeni, yapıları ve görünü?lerinin, biyolojik formlarının çoşunun düzenden yoksun yumu?aklı?? ile çarp?c? bir karşıtlık içinde olmalarıdır belki de. Doğan?n bir parçası olmalarına karşın, kristallerin geometrik yüzeyi sanki başka bir dünyaya aittir. Nerdeyse, başka bir gezegenden geldikleri izlenimi uyandır?rlar. Herşeyin her zamankinden daha h?zlı değişti?i modern ça?da, kristaller ve kayaçların kalıc?lı??, bazılarına bir güvenlik rahatlık duygusu verir. Kimilerine göre ise; kesilmi? kristalin elle dokunulduşunda sert ve kat?, gözle bak?ldışında ise neredeyse sıv? kadar saydam olma özelli?idir ve bu kimilerine göre "tuhaf" bir karşıtlık içerir. Bazı kişiler ise kristallerin manyetik bir alan gibi, kendilerine temas eden birinin durumunu etkilebilecek gizli bir güç ta??d???na inanır.
Bir ta??n değeri, yanlızca güzelli?i, az bulunurluşu ve renginden de?il, sertli?inden de kaynaklanır. Ta?a gücünü ve kalıc?lı?ını veren sertliktir. Sertlik derecesi en yüksek olan ta? elmast?r. Elması sırasıyla, yakut ve safir; zümrüt, akuamarin ve topaz; lal ta?? ve kuvars; akik, ye?im ve ayta??; hematit (kanta??), lapis, opal ve turkuaz; malakit izler. Astrologlar, ilk ça?lardan bu yana, burçlar ku?a?ının on iki burcu ile yeryüzündeki ta?lar arasında başlant?lar kurmu?lardır, ta?ların herbirinin kendine özgü koruyucu güçleri olduşuna inanmı?lar, onlara doğaüstü güçler yakışt?rmı?lardır. Uşur ta?larının doşum tarihiyle ilgili olduşu ve ?ans ya da sa?lık getirdi?i yolundaki inan??lar, günümüz toplumlarında da değişik biçimlerde sürmektedir.