İngiltere Kraliyet Ailesi, Mahatma Gandi, Mother Teresa, John D. Rockefeller sen., Tina Turner ve Yehudi Menuhin gibi ünlülerin adlarının yan yana gelebilmesinin tek nedeni, homeopati bilimidir. Bu kişilerin ve daha pek çok ünlü ve saygın kişinin homeopatiyi dünyanın her yerinde desteklemelerinin ise bir tek basit nedeni vardır: O gerçekten de etkilidir!
Homeopati, öncelikle bedenin bilgeliğini kabullenip, onun savunma ve bağışıklık sistemlerini güçlendirerek, iyileşme sürecini başlatan bir iyileştirme yöntemidir. Cerrahi müdahale gerektiren durumların dışındaki hastalıkların büyük çoğunluğunda homeopati kullanılabilir. Genellikle iyileştirir; iyileştiremediklerine ise kesinlikle hiçbir zarar vermez!
Yaklaşık 200 yıl kadar önce Almanya’da Dr. Samuel Hahnemann tarafından geliştirilerek dünyaya yayılan, bedenin kendini doğal olarak iyileştirmesine yardım eden etkili bir bilimsel sistemdir homeopati.
“Benzeri benzer ile tedavi”, homeopatinin temel yasasını oluşturur. Antik Çağda yaşamış olan Yunanlı Hipokrat’ın, Latince sözcüklerle dile getirmiş olduğu aynı yasadır: “Similia similibus currentur”(benzer benzeri tedavi eder). Buna göre, herhangi bir madde sağlıklı bir kişide hastalık belirtileri oluşmasına yol açıyorsa, aynı hastalık belirtilerini gösteren bir hasta o maddeyle tedavi edilebilir. Örnek: Mutfakta soğan doğrayan sağlıklı bir kişinin gözleri yaşarır ve hatta burnu da akabilir; bu belirtilerin aynısını gösteren bir nezle, soğandan elde edilen homepatik ilaçla tedavi edilebilir.
Homeopati, hastalıkların belirtilerini insanın içindeki uyuşmazlığın bir dışavurumu olarak kabul eder. Bu tedavideki amaç ise, hastaya zarar vermeden, ılımlı ve güvenilir bir yöntemle hastalığı tümüyle ve kökten iyileştirmektir!
Aynı hastalığa her insan değişik tepkiler gösterir. Hastalık yoktur; hasta vardır felsefesi ise homeopatinin temel taşlarından biridir. Bu yüzden de, hastalığın değil, hastanın tedavisi öngörülür.
Homeopatik İlaçlar Nasıl Etkili Olur?
Hastalık belirtilerini eczacılık ilaçlarıyla baskılamaya yönelik tedavi biçimleri modern tıp tarafından yaygınlıkla kullanılmaktadır. Bu tür tedaviler, vücudun kendi kendini iyileştirme yeteneklerini yok eder. Sonuçta, vücut dıştan yardım almadan hastalıkların üstesinden gelememeye başlar. Hastalıkla benzer belirtiler oluşturan homeopatik ilaçlar ise, vücudun kendi iyileşme gücünü harekete geçirerek sonuca ulaşır. Bu büyük bir güçtür ve doğal yolla birçok şikayetin ortadan kalkmasını sağlayabilir.
Homeopatik ilaçlar, bitkilerden, hayvanlardan, minerallerden ve madenlerden elde edilir, belli oranlarda seyreltilerek, etkili olabileceği en düşük dozda hastaya kullandırılır. İçerdikleri etken maddenin miktarı çok az olduğu için, herhangi bir yan etkileri yoktur ve alışkanlık yapmazlar. Yetişkinlerde olduğu gibi, her yaş grubundaki çocukta ve hayvanda da kullanılabilirler.
Çünkü zehri zehir yapan dozajdır ve homeopatide tüm zehirler kullanıldığı halde, seyreltme sistemi sayesinde, hiçbir homeopatik ilaçta herhangi bir zararlı etki oluşması mümkün değildir!
Eğer hasta hızla iyileşmiyorsa, homeopat(homeopati uzmanı) hastaya yönelttiği sorular sayesinde doğru ilacı, seyreltiyi ve dozajı yeniden belirleyecek ve bu ilaç vücudun bağışıklık sistemini ya da başka bir deyişle hayat gücünü uyaracaktır! Hastalık belirtileri bu yolla, baskılanmadan ortadan kaldırılır ve hasta kısa sayılabilecek zaman içinde tamamen iyileşir. Bu tedavi sayesinde hasta, hayatın uyum içindeki akışını yeniden duyumsamaya başlayacaktır.
Homeopati Tedavisinin Uygulanması
Homeopatınız size dilinizin altında eriteceğiniz veya damla olarak kullanacağınız bir ilaç verecektir. İlacı almadan 20 dakika önce ve aldıktan 20 dakika sonra, sigara dahil olmak üzere, ağzınıza hiçbir şey sokmayınız!
Tedavi süresince, mentol içerikli hiçbir şeyi, nane, adaçayı ve biberiye gibi bitkilerin çaylarını, okaliptüs ve kafur içerikli hiçbir şeyi tüketmeyin, çünkü bunların güçlü kokuları, çoğu homeopati ilacının etkisini azaltabilir ve hatta yok edebilir.
İlacınızı da loş ve serin bir yerde saklamaya özen gösterin.
Tedavi sürecindeki olası değişimleri homeopatınıza bildirin. Tedavinizin başarısı bir bakıma, sizin kendinizde saptadığınız değişiklikleri homeopatınıza bildirmenize bağlıdır ve o sizden en küçük ayrıntıları bile öğrenmek isteyecektir. Klasik hekim-hasta ilişkisiyle karıştırmamalısınız bu yeni ilişkiyi! Çünkü sizi tedavi etmeye çalışan uzmanın felsefesi, hastalık yoktur hasta vardır, anlayışına dayanır.
Tedavi Süreleri!
Bu sürenin uzunluğu hastalığınıza bağlıdır. Akut durumlarda iyileşme çok çabuk(bazen dakikalar içinde) gelişir, ama mide ülserinde olduğu gibi, çok uzun sürelerde gelişmiş olan kronik hastalıkların iyileşmesi için belirli bir zaman geçecektir; bu zaman da hastadan hastaya değişiklik gösterebilir.
Karmaşık vakalar ise, içeriden dışarıya doğru iyileşir. Örneğin, deri hastalıklarında olduğu gibi.
Yüzeysel bulgular, en son ortadan kalkan belirtilerdir.
Homeopatinin Gelişimi
10.Nisan.1755’te Meissen/Sachsen’da doğan Christian Friedrich Samuel Hahnemann, öğrenim sürecinin sonunda doktorasını verdikten sonra, 1779 Ağustosunda köy doktoru olarak çalışmaya başladı. Hekim olarak çalışırken, bir yandan da, tıp konusunda makaleler yazıyordu. Bu yazılarında Dr. Hahnemann, barbarlıkla suçladığı tıbbi tedavi yöntemlerini, özellikle de kan almayı(hacamat), bağırsakların yıkanmasını ve korkunç yan etkilere sahip, ne olduğu bilinmeyen zehirli ilaçların kullandırılmasını eleştiriyordu. Bu makaleler ona tıp çevrelerinden ve eczacılardan pek çok düşman kazandırmaktan başka bir sonuç getirmemişti.
Tedavi yöntemlerinin yıkıcılığına daha fazla dayanamayarak bir süre sonra hekimlik yapmamaya başladı. Ama bu arada evlenip bir aileye sahip olduğu için de, tıp ve kimya kitaplarını çevirerek geçimini sağlamaya çalışıyordu. Yunanca, Latince, İngilizce, Fransızca, İbranice ve Arapça’yı okuyor, yazıyor ve konuşabiliyordu. Ama bu meslekte de eleştirel kişiliğinden hiçbir şey yitirmiş değildi. Çevirdiği kitaplarda da, düşüncelerini belirtmeyi sürdürüyordu. En belirgin özelliği ise şuydu: Özgürce düşünebilmek!
İlk Sınav
1790 yılında Hahnemann, İskoç Dr.William Cullen’in Materia Medica adlı kitabını Almanca’ya çeviriyordu. Günün birinde Chinarinde(kınakına) bölümüne geldi. Orada, kabuğun içerdiği bol miktardaki tanen maddesi sayesinde iyi bir mide güçlendirici olduğu için sıtma hastalığına karşı kullanılabilecek bir ilaç olduğu belirtiliyordu. İyi bir kimyacı olarak Hahnemann, bu sonucun doğru olmadığı kanısına vardı, çünkü daha çok miktarda tanen maddesi içeren bitkilerin sıtmaya karşı hiçbir etkiye sahip olmadıklarını biliyordu. Ama yine de merakına yenilip, bu ilacı kendi üzerinde denemeye karar vererek, birkaç gün boyunca belirli dozda kınakına alarak bedenindeki gelişmeleri büyük bir titizlikle kaydetmeye başladı. Onu şaşırtan bir şekilde, ilacı aldıktan kısa bir süre sonra, sıtma hastası olmadığı halde, vücudunda tipik sıtma belirtileri oluştuğunu saptadı. Belirtiler birkaç saat sonra yok oluyor, yeni bir doz aldıktan sonra ise yeniden ortaya çıkıyordu. Araştırmaya ara verdiğinde belirtiler de tümüyle yok oluyordu. Daha önce hiç kimsenin fark edemediği bu olayı çözebilmek için Hahnemann, ilacı yakın çevresindeki sağlıklı ve güvenilir kişiler üzerinde de denedi ve onlarda ortaya çıkan belirtileri de titizlikle kaydetti. Daha sonra bu araştırmalara başka doğal maddelerle de, örneğin Belladonna (Güzelavratotu) ve Arsenicum album (Arsenik) gibi zehirli maddelerle devam etti.
Sonraki yıllarda Hahnemann, doğal maddelerin sağlıklı insanlar üzerindeki etkilerini araştırmayı sürdürdü. Hipokrat’ın, benzer benzeri tedavi eder sözleriyle açıkladığı benzerlik prensibini yeniden bulmuştu ve bu tümüyle yeni düşünme sistemini ve tedavi yöntemlerini tıpta uygulaması gerekiyordu.
Uygulama Süreci!
Çeşitli doğal maddeleri sağlıklı ve güvenilir insanlar üzerinde deneyerek geçirdiği altı yılın sonunda Hahnemann, artık bu maddeleri hastaların tedavisinde deneyebilecek kadar bilgi sahibi olduğu kanısına vardı. Ama yine de kuşkuları vardı: Acaba işe yarayacaklar mı, yoksa yaramayacaklar mıydı!
Ve sonra hastaları tedavi etmeye başladı. Hastadaki belirtilerle, kendi deneklerinde ortaya çıkan belirtiler tablosunu büyük bir dikkatle inceliyor, karşılaştırıyor, hastaya sorular soruyor ve soruyordu. İlaçlar gerçekten de işe yarıyordu!
Dr. Hahnemann çalışmalarını titizlikle sürdürdü ve ilaçların seyreltilerek güçlendirilmesi kuralını da geliştirerek, yaşamı boyunca bu konuyla ilgili çalışmalarını sürdürdü. Konuyla ilgilenmeye başladığı süre boyunca Hahnemann, 100 değişik homeopatik ilacın araştırmasını tamamladı.
1810’da Organon der rationellen Heilkunde ve 1811-1820 arasında da 6 ciltlik Reine Arzneimittellehre adlı kitaplarını yayınlayarak, homeopati bilimini toplumun yararına sundu.
2.7.1843 tarihinde ünlü bir homeopat olarak çalıştığı Paris’te öldü.
Hahnemann’ın öğretisi yalnızca Almanya’da değil, Avrupa’da, Amerikada ve Asya’da da hızla yayıldı. Çok sayıda tıp otoritesinin kuşkuyla yaklaştığı ve kesinlikle reddettiği homeopati pek çok ülkede hızla taraftar kazanmayı sürdürüyordu.
1831 Yılında orta Avrupa’da bir kolera salgını başladı. Hahnemann’ın bu hastalığa karşı önerdiği Champhora(kafur) büyük bir başarı kazanmıştı. Hahnemann ayrıca, kolera hastalarının karantinaya alınması gereğini de savunmuş ve böylece, bilimsel açıdan zamanının çok ötesinde bir kişi olduğunu da bir kere daha kanıtlamıştı.
Hahnemann’ın tanınmış öğrencilerinden İngiliz Dr.Frederick Foster Harvey Quin de, Champhora ilacı ile iyileşen kolera hastalarının arasındaydı. Gerçi daha önceleri de homeopatiye ilgi duyuyordu, ama onun sayesinde hayatı kurtulduğu için, 1832’de Londra’daki ilk homeopatik hastaneyi kurdu. 1854 yılındaki ikinci kolera salgını, homeopatinin etkinliğini kanıtlama fırsatını verdi Dr. Quin’e. Homeopati hastanesindeki ölüm oranı, Londra’daki öteki hastanelerdekinin %30 altındaydı. Ama yine de bu başarı basın tarafından açıklanmadı ve ancak parlamentonun araya girmesiyle konuya açıklık getirilebildi. Yapılan resmi bir açıklamada, kentin sağlık müfettişi şöyle diyordu: “Eğer Tanrı günün birinde kolerayı bana gönderecek olursa, bir homeopat uzmanın eline düşmüş olmayı isterdim!”
Günümüzde tarihçilerin ve bilim adamlarının 18. ve 19 Yüzyıl tıbbını bilimdışı olmakla ve hatta barbarlıkla suçlamalarına karşın, o dönemin tıp otoriteleri homeopatiyi “şarlatanlıkla” “bilimdışı olmakla” ve hatta “şeytansılıkla” suçlayabilmişlerdir.
Ama günümüzde homeopati A.B.D., Avrupa ve Uzakdoğu ülkelerinde uygulanmakta ve ona güvenenlerin sayısı da hızla artmaktadır.
Ülkemizde ise homeopati bilimi henüz tanınmamakta, konu hakkında yazılmış bir tek kitap bile bulunmamaktadır. Ancak, çok az sayıda homeopat İstanbul ve İzmir gibi kentlerde çalışmalarını sürdürüp, homeopatiyi topluma tanıtmaya çabalamaktadırlar. Bu uzun ve meşakkatli yolda başarılı olabilmelerini içtenlikle umuyorum!
Homeopatik İlaçların Satışı!
Ülkemizde bu ilaçların üreticisi ve tüketicisi yoktur. Bu yüzden, kitapta önerilen homeopatik ilaçları ancak yurt dışındaki homeopatik eczanelerden satın alabilirsiniz.
Benin önerebileceklerim ise Alman eczaneleridir. Çünkü Almanya’da homeopatik ilaçların üretimi sağlık bakanlığı tarafından çok sıkı kurallara bağlanmıştır. 1938 yılından beri sürekli yenilenerek bakanlık tarafından yayımlanan Deutsches Arzneibuch /
Alman İlaç Kodeksi’ nin en son sayısının her eczanede bulunması zorunludur.
Yani kısaca, yurt dışından homeopatik ilaç almak istediğinizde, Almanya’da üretilip satılanları gönül rahatlığı ile alıp kullanabilirsiniz.
Alman kentlerinin merkezlerindeki büyük eczanelerden ilaçlarınızı reçetesiz olarak alabilirsiniz. Ancak, zehirli maddelerden elde edilen ilaçların düşük seyreltileri reçete gerektirmektedir.
Eczaneden istediğiniz ilacı hemen alamayabilir, birkaç saat veya bir gün beklemek zorunda kalabilirsiniz. Çünkü, sayıları binlerle ifade edilebilecek bu ilaçların tümünün bir eczanede bulundurulabilmesi mümkün değildir ve eczaneler bu ilaçları, yakınlarındaki homeopatik ilaç depolarından getirtmek zorundadırlar.
Sevgili Okur, homeopati hakkında sizleri elimden geldiğince aydınlatmaya çalıştım. Bu işi tabii ki bir uzmanın yapması çok daha doğru olurdu. Ama şimdilik benim bu yetersiz açıklamalarımla yetinmek zorunda kalacaksınız. Ama ben, uzman homeopatlarımızın yazarak yayımladıkları ilk Türkçe kitabın yakın gelecekte elinize geçeceğine içtenlikle inanıyorum!
Homeopati bilimine ve onun iyileştirici uygulamalarına inanın ve size yardımcı olabilecek bir uzmana ulaşmaya çalışın. Homeopati bilimi, sağlıklı ve mutlu kişiler olmanıza büyük katkılar sağlayacaktır!






Ağu 30th, 2009 at 14:44
çivi çiviyi söker gibi birşey mi bu.. ben işim gereği tiner yüzünden sinüzit hastası oldum..yani şimdi tineri suyla karıştırıp içince iyi mi olacam saçmalık bence
Tem 27th, 2009 at 21:17
oğlumun çok ciddi egzema problemi oldu altı aylıkken. hemopatiye inandık, güvendik. nerdeyse bütün besinlere tahammülsüz çıkmıştı test sonuçları bir yaşındayken. şu anda iki yaşında ve herşeyi yiyor. egzemadan da eser kalmadı. doktorun bir cümlesini alıntılayayım “biz oğlunuzun bazı besinleri almadan yaşamasını istemiyoruz (yani diyet yaparak), sorunu kökünden çözerek herşeyi yiyebilmesini istiyoruz. sağlık budur”. tıp doktorları aynı sorunu oğlumun yüzüne bile bakmadan kortizonla çözmeyi önermişlerdi. yani sadece görüntüyü kurtarmak için. hastalığı içten iyileştirme dertleri yoktu.
biz artık doktorumuzu görmüyoruz bile, sadece kafasını suya sokmaktan korkma vs gibi konularda destek olmasını istiyoruz arada sırada.
inanın güvenin. alternatif tıbba yol verin :)
sevgiler
Tem 24th, 2009 at 14:01
esma bilmem ki acaba sana fayda edermi , senin iq ‘un kaç bu da önemli ,
Haz 22nd, 2009 at 13:04
bir önceki yorumla ilgili haber için:
http://www.smh.com.au/national/parents-guilty-of-manslaughter-over-daughters-eczema-death-20090605-bxvx.html
Haz 22nd, 2009 at 13:02
Geçen günlerde çocuğunun egzaması için ilaç kullanmayı reddedip homeopati tedavisini seçen ve sonucunda kızlarının ölümüne yol açan bir çiftin 25 sene hapis cezasına çarptırıldığını çünkü homeopatinin aslında hiçbir şey yapmayıp çocuğu ölüme terk etmek olduğunu hatırlatmak isterim ondan medet umanlar için.
Haz 19th, 2009 at 14:08
öncelikle verdiğiniz bilgilerden dolayı çok teşekkür ederim ben veteriner fakültesi son sınıf öğrencisiyim. ve bitirme tezim buzağı ishalleri ve alternatif tedavi şeçenekleri…
bende tezim için homeopati ile ilgili yabancı literatürler bulup cevirdim . özellikle ishal konusubda güzel yöntemler var..
ama bunların gercek bilimsel yöntemlerleverilerle desteklenmesi gerekmekte…
May 26th, 2009 at 14:00
ben guatr amelıyatı oldum.4 yıldır levotron kullanıyorum.troitlerim tamamen alındı,doktor ömür boyu kullanıcaksın dedi. homeopati bana fayda edermi.birde babam 1952 doğumlu 25 senedir sigara içiyor ona bırakmada faydası olurmu.teşekkürler
May 19th, 2009 at 14:18
Ben bağ dokusu hastalığının homeopati ile çözülüp çözülemeyeceğini merak ediyorum.Şİmdiden teşekkür ederim.
May 16th, 2009 at 17:27
Merhaba ben bugün oğlum icin homeopatla gorustum oğlum kronik allerjik astim hastasi insallah i̇yî sonuclar alacağiz doktorumuz bize uzun suren gorusmemizden sonra ilaç onerdî îlaçlar 15 gün îçinde gelecek ben tam 8yildir bir siru astim ilaçi kullandim ama bir faydasi olmadi insallah bu sefer iyilesecek bende herkese tavsiye edecegim i̇yî gunler saglikli kalın
Nsn 11th, 2009 at 11:47
cumle icinde kullanayım. ben homeopatik gordum.
Mrt 3rd, 2009 at 19:38
# elif pehlivan :
Şbt 6th, 2009 at 22:36
merhaba,
ben homoepatinin sedef hastalığını tedavi edip edemediğini öğrenmek istiyordum. Bir arkadaşım yardım rica etti, yanıtlar mısınız?
———————————————-
bende bunu öğrenmek istiyorum
yanıtlarsanız sevinir.m.
Şbt 13th, 2009 at 17:54
hayvan sağlığında kullanılabilecek ilaçlar var mı?
Şbt 6th, 2009 at 22:36
merhaba,
ben homoepatinin sedef hastalığını tedavi edip edemediğini öğrenmek istiyordum. Bir arkadaşım yardım rica etti, yanıtlar mısınız?
Ksm 30th, 2008 at 02:16
Ben Dr. Sevgi Postoğlu, Klask homoepati derneği başkanıyım. 1999 yılından beri homoepatinin yerleşmesi ve öğretilmesi ile ilgili uğraşıyorum.2003 yılından beri dernek olarak hem hekim hen eczacıları bu konuda bilgilendirmeye çalışıyoruz. Bu amaçla kurslarımız devam etmektedir. gerçekten tıbbın bu benzersiz sistemini uygularken sahip olmamız gereken en büyük özelliğin insan sevgisi olması gerektiğini biliyorum. Sonrasını siz çok iyi öğrenmiş olduğunuz Homoepatiye bırakın. O,gerekeni zaten yapacaktır.Size Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler.
Eyl 9th, 2008 at 10:33
Ellerinize sağlık, bir konu bu kadar güzel anlatılır, Yıllardır ilaç sektöründe çalışan bir kişi olarak, inanın benzer benzeri tedavi eder mantığının bu kadar etkin olduğunu düşünmemiştim.Mükemmel
Ağu 18th, 2008 at 16:05
süper teşekkürler ilgilenip aynı zamanda dosları bilgilendireceğim
Tem 23rd, 2008 at 21:45
cok acik, net ve anlasilir bir sekilde verdiginiz bilgilerden dolayi cok tesekkürler. Bu sayfada bir de en azinda bir hotline telefon numarasi olsaydi hastalarin dahsedilen sehirlerdeki homeopat larin isimlerini ve telefon numaralarini ögrenebilme imkani olsaydi tam “perfekt” diyecektim. Saygilarla