KadinMagazin.com - Kadın ve Aile Portalı

Micheal Jordan Erkek Şapka
15 YTL
ÇORAP DEYİP GEÇMEYİN
75 YTL
Foey Battal Beden Sismanların Yuzunun...
0 YTL
TÜRKİYE'DE BİR İLK KRAVAT BAĞLAMA STR...
0 YTL

Ana Sayfa Gebelik & Doğum Forum
Arama:
Alışveriş
Bahçe ve Bitki
Bebekler
Beslenme ve Zayıflama
Çocuklar
Edebiyat
Eğitim
Eğlence
Emlak
Erkek Sağlığı
Ev Dekorasyon
Evcil Hayvanlar
Evlilik
Gebelik & Doğum
Genel Sağlık
Güzellik
Kültür - Sanat
Medya - Magazin
Moda
Mutfak
Otomobil
Spor - Fitness
Televizyon - Sinema
Turizm ve Gezi
Tüketici Hakları
Yaşam
İnternet
İş Dünyası
İş İlanları
 
 

Ben Okumayacağım - Anne Olacağım

Mart ayı gelmişti ama kızım hala okumaya geçmemişti. Ödevlerini
yapmamak için bir sürü bahane buluyordu. Elimden geldiğince
ilgileniyor, çalışma şevki kazanması için çabalıyordum. Ancak
hiçbir gelişme yoktu. Adeta inatla okuma-yazma öğrenmemeye
çalışıyor gibiydi. Öğretmenliğin kazandırdığı bütün deneyimlerimi
kullanıyor, hiçbirinin işe yaramadığını gördükçe paniğim artıyordu.

Kızımdan bir yaş küçük oğlum ve henüz yedi aylık bebeğim den
çalabildiğim her dakikayı kızıma ayırıyor, ancak öğretmeniyle her
konuştuğumda büyük bir düş kırıklığı ile eve dönüyordum. ‘Kızım
acaba geri zekalı mı’ diye düşündüğüm oluyor, bu düşünceler
yüzünden beynimin zonklamasını geçirmek için iki, üç tane ağrı
kesici almak zorunda kalıyordum.

O soğuk mart akşamında, sönmeye yüz tutmuş sobanın yanında, kızıma
heceleri söktürebilmek için uğraşırken, onun ilgisizliği kalan son
sabrımı da tüketti. Ayların birikimiyle kızı mı omuzlarından tutup,
silktim ve minicik yanağına hatırladıkça utandığım’ bir tokat
attım. Yanağı kıpkırmızı oldu. Şaşkın ama kızgın baktı. Ağlamamak
için minik dudaklarını sürekli büküyor, bakışları kalbimin
ötelerine doğru ok gibi ilerliyordu.

Sessizliği bozan ben oldum.

"Neden? Nazlıhan neden? Niçin okumayı öğrenmek için gayret
göstermiyorsun? Sen aptal değilsin. Neden kendine aptalmışsın gibi
davranılmasına izin veriyorsun?"

Bir an durdu, sonra sesinin bütün yırtıcılığı ve kiniyle, "Çünkü
ben okumak istemiyorum" diye haykırdı. Kulaklarıma inanamıyordum.
Yüksek tahsil yapıp, iyi bir geleceği olacağını düşledim biricik
kızım, benim, ben öğretmen Emine Özgenç’in kızı "Okumak
istemiyorum" diye bağırıyordu.

Hayal kırıklığı ve şaşkınlık içerisinde "Neden?" diye sorabildim.

"Çünkü ben senin gibi okuyup, öğretmen olup, çocuklarımı evde
yalnız bırakıp işe gitmeyeceğim, Çalışmayacağım, Ben sadece anne
olacağım."

Kızım konuşmuyor, adeta beni tokatlıyordu. Başım dönüyor, gözüm
kararıyor, bu sözlerin gerçekten kızıma mı ait olduğunu anlamaya
çalışıyordum. Evet bu sözleri bana yedi yaşındaki kızım söylüyordu.
"İnsan şimdi bayılmaz da ne zaman bayılır" di ye düşündüm. Sanki,
birden, gözlerimin önünde bir sinema perdesi açıldı ve acı bir film
oynamaya başladı. Yozgat’ın Nohutlu Tepesi’nde, o her çıkışımda hiç
bitmeyeceğini düşündüğüm yokuşun başındaki bir türlü ısıtamadığım
evi hatırladım.

12 Eylül sonrası, eşimin (birçok insana yapıldığı gibi) hiç
anlayamadığım bir tarzda ve sebepsizce tutuklanıp cezaevine
götürülüşü. Aylarca tutuklu olduğu halde mahkemenin bir türlü
başlamayışı. Yıllarca süren ve benim, eşimin neden tutuklandığını
beraat ettikten sonra bile anlamadığım mahkemeler. Bakamadığım için
dokuz aylık oğlumu Samsun’a, anneme bırakmam. Bakıcı ve anaokulu
masraflarını karşılayamadığım için, iki yaşındaki kızımı her gün
çalıştığım liseye götürüşüm. Yavrumun öğretmenler odasında
koltuklarda uyuyuşu. Uykusunun en derin yerinde çalan teneffüs
ziliyle yavrumun fırlayıp koltuklara oturuşu. Sonra müdürün beni
çağırıp, "Bak Emine Hanım, biliyorum zor durumdasın ama seni gören
herkes çocuğunu okula getirmeye başladı. Burası çocuk yuvası değil
ki. Bir daha kızını okula getirme" deyişi. O günden sonra iki buçuk
yaşındaki kızımı o koskoca, o sopsoğuk evde, yalnız başına bırakıp,
dönene kadar kızımı koruması için Allah’a yalvarışlarım. Acıkır ve
susar diye etrafa bıraktığım su bardakları ve yiyecekler. Her akşam
eve döndüğümde yavrumu bir köşede battaniyenin altında büzüşmüş
buluşum.

"Yavrum, iyi misin? Korktun mu?" diye sorunca, "Korktum, ağladım,
ağladım, yoruldum, sustum, sonra yine ağladım" diyerek boynuma
sarılışı. Bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerimin önünden. Bir
türlü filmin sonu gelmiyordu.

Nisan sonlarına doğru bir öğle paydosunda eve gelmiş ve zili çalmak
zorunda kalmıştım.

O sabah telaşla çıkarken anahtarı evde unutmuştum. Ama çok dert
etmemiştim. Nasılsa kızım evdeydi. Kapıyı açardı. Ama açmadı.
Açmadığı gibi sesinin bütün gücüyle "Anne" diyerek ağlıyordu.
"Kızım, ben annenim, aç kapıyı" dedikçe o "Hayır sen annem
değilsin. Sen kurtsun. Beni yiyeceksin" diye feryat ediyordu. Ne
söyledimse inandıramadım. Dinlediği bir masaldan etkilenmişti
besbelli. Yavrum, minik yavrum korkuyor ve ağlıyordu. Yarım saat
uğraşmış, ikna edememiştim.

Yapacağım tek şey vardı. Bir şekilde içeri girmek. Ama nasıl?
Kapıyı kıracak gücüm yoktu. Nohutlu Tepesi’nde çilingir ne gezerdi.
İçerde yavrum feryat figan ağlıyordu. Neden sonra alt kata inmeyi
düşündüm. Kapıyı açan komşuma bir yandan olayları anlatıyor, bir
yandan balkona doğru koşuyordum. Bir sandalye bulup balkona
yerleştirdim ve üst kattaki evimin balkonuna ulaştım. Ben, 153
santimlik ufak tefek kadın, bir sandalye yardımıyla nasıl olup üç
metrelik tırmanışı gerçekleştirerek, üçüncü kattaki evimin
balkonuna ulaştım. Hala anlamış değilim. Sanki görünmeyen bir el
beni yukarı çekti. Balkonun kapısı pek sağlam olmadığından, kilidi
kolayca açıp içeri koştum. Kızım kapının dibine oturmuş, başını
bacaklarının arasına sıkıştırmış ağlıyordu. Sarıldım, sarıldım,
sarıldım… Göz yaşlarım onunkiyle karıştı. Koynuma büzüldü. Sadece
"Annem, anneciğim, kurt beni yiyecekti" diyebiliyordu. O gün
öğleden sonraki ilk dersimi kaçırdım. Müdürün ikazına rağmen kızımı
sınıfıma götürdüm. Önce müdür muavini, sonra müdür tarafından
azarlandım ama hiç cevap vermedim. Sadece göz pınarlarımda iki
damla yaş belirdi. Ve o yaşlar müdürün birden susup özür dilemesine
sebep oldu.

Evet bu acı film bitecek gibi değil. Kızımın sesiyle irkildim.

"Ben okumayacağım. Anne olacağım diye feryat ediyordu. Feryat
etmiyor sanki beni tokatlıyordu. Ona iyi bir anne olamadığımı ve
bundan duyduğu rahatsızlığı bu sözlerle haykırıyordu yüzüme.
Hayatımın hiçbir anında böylesine bir acı yaşamamıştım. Hiçbir söz
yüreğimi ve belleğimi böylesine hırpalamamıştı.

Kızımın kestane rengi saçlarını okşadım. Tokadımla kızaran yanağını
öptüm. Başını göğsüme bastırdım. Onun hafızasında yer eden bütün
acıları silmek istiyordum. En doğru, en eğitici sözleri
bulmalıydım. Ama nasıl?.. Bu allak bullak beyinle nasıl?

Öğlece ne kadar kaldık bilemiyorum. Bir ara konuşacak gücü
bulabildim.

"Kızım, her okuyan kadın çalışmak zorunda değildir. Sen iyi bir
anne olmak istiyorsun. Ben de iyi bir anne olmanı istiyorum. Ancak,
okursan, bilgili olursan, iyi bir anne olabilirsin. Çalışmak
zorunda değilsin ki. Sen de evde çocuklarına bakar, onlara okuma
yazma öğretirsin" diye devam eden birçok cümle sıraladım peş peşe.
Kızım ikna olmuş görünüyordu. Ertesi gün okuldan geldiğinde onu
masanın başında Cin Ali kitabını okurken buldum. Kızım, okuyup
yazmayı aylar önce öğrenmiş fakat ısrarla herkesten saklamıştı.

Öğretmeni şaşkındı. "Nasıl olur da bir çocuk, bir günde bu kadar
ilerleme kaydedebilir?" diye soruyordu. Bu sorunun cevabı öyle uzun
ve anlaşılması öyle güçtü ki… O an susmak, en güzel cevaptı çünkü
bu sorunun cevabını ancak ben ve Nazlıhan anlayabilirdik.
Şimdi kızım, Gazi Üniversitesi’nde işletme okuyor. Anadilini çok
iyi okuyup, yazdığı gibi iyi derecede İngilizce de biliyor. En
önemlisi bir kadının hangi şartlarda olursa olsun çalışması ve
ekonomik özgürlüğünü elde etmesi gerektiğine inanıyor. En güzeli de
her fırsatta "Canım annem diye sarılıp yanaklarımdan öpüyor. Ben de
onun, daha önce "o utandığım tokatla" kızart tığım yanağından
öpmeye özen gösteriyorum.

Emine Özgenç




VOit Walker M KOşu BAndı (5 Yıl Garanti)
1.040 YTL
bilardo üçgenleri..
0 YTL


 

 

YORUMLAR
 Büşra 2008-03-31 19:20:48
ben öğretmen olmak istiyorum hayallerimde hep öğretmen olmak var

 banu gündüz 2007-09-12 21:31:15
o kadar güzel bi hikayeki aglıyorum şu anda.bende bu sene 4.kez üniversite sınavına girdim olmadı bu senede.annem de okumamı o kadar çok istiyoki bu hikaye bilmiyom size saçma gelecek belki ama çok şey öğretti tşk ederim

 Fatma YILMAZ 2006-09-13 09:01:58
Yazınızı inanın bana göz yaşları içinde okudum.Çok etkilendim. Hele o yaşta kızınızdan çıkan o sözler ''Ben okumayacağım, Anne olacağım'' çok etkileyici bir söz...Çok zor durumda kalmışsınızdır eminim o zorlukları aşıpta bu gün mutlu olmanıza sevindim.. Bende Anneyim kızınızı ve sizi tebrik ediyor ve öpüyorumm...

 nuran simsek 2006-09-02 23:57:05
merhaba yazdiklarinizda cok etkilendi.benim 6aylik ikizlerim var.

 aybüke 2006-08-15 15:21:40
yazınızı gözyaşları içinde okudum.benimde bir çocuğum var ve günde 12 saat çalışıyorum.ama ben biraz daha şanslıyım size göre.ona babannesi bakıyor.ama yinede akşam eve gittiğimde anneee diye sarılışı yada hasta olduğunda yalnız beni istemesi,sabah işe gelirken arkamdan benide götür diye ağlaması.....beni tüm güm kafam dağınık çalışmama sebep oluyor.ilerdede bu eksikliklerin boşluğunu yaşayacağına inanıyorum... ama napalım hayat çok zor. kim isterki çocuğuna bir başkası baksın.. saygılarr...

 Zeynep Leylak 2006-03-21 15:48:36
Yazınızı içim burkularak ve gözyaşları içinde okudum. Hele iki yaşında bir kız çocuğunun soğuk evde tek başına çevresinde yiyecek ve su ile yaşıyor olması bana çok koydu.Eminim ki sizde çok daha acı etkiler bırakmıştır. O günleri geride bırakmış olmanıza sevindim.Allah sizi çocuğunuzdan hiç ayırmasın ve onun mutlulukları ve başarılarıyla övüneceğiniz nice uzun ömürler versin. Keşke emekli olan veya çalışmayan anneler biraraya gelip bu durumda zorluk çeken annelere yardımcı olabilecekleri bir dernek kurabilse...




Siz de yorum gönderin:
Adınız, soyadınız *
Email adresiniz (yayınlanmayacak) *
Yorumunuz: *

Bu yazıya yeni yorum yazılırsa haberdar olmak istiyorum.


Bu yazı 950 defa okundu

 


Güncel Yazılar:
-Olympos Music Fest 08 - Olimpos Müzik Festivali
-Gebelik (Hamilelik) İçin Önceden Plan Yapmak
-Recep İvedik
-On-line Kozmetik Satışında Strawberrynet Çılgınlığı
-Saçların Hızlı Uzaması İçin Entele Otu
-Kireçlenme İçin Çörekotu Yağı
-Atatürk Çiçeği
-Yoksul Köy Yaşantısından Enstitüye - 3
-Sevgililer Günü Çikolatası Chocolate A Line'da
-Masaj