KadinMagazin.com - Kadın ve Aile Portalı

Toptan çamaşır
4 YTL
sahibinden satılık 2007 modl gelinlik
350 YTL
Bayan T-Shirt
4 YTL
bayan badi tişört
3.500 YTL

Ana Sayfa Eğlence Forum
Arama:
Alışveriş
Bahçe ve Bitki
Bebekler
Beslenme ve Zayıflama
Çocuklar
Edebiyat
Eğitim
Eğlence
Emlak
Erkek Sağlığı
Ev Dekorasyon
Evcil Hayvanlar
Evlilik
Gebelik & Doğum
Genel Sağlık
Güzellik
Kültür - Sanat
Medya - Magazin
Moda
Mutfak
Otomobil
Spor - Fitness
Televizyon - Sinema
Turizm ve Gezi
Tüketici Hakları
Yaşam
İnternet
İş Dünyası
İş İlanları
 
 

Astroloji & Aşk & Sihirli açı

Hikayemiz geçen yıl sevgili  Astroloğumuz Oğuzhan Ceyhan’ı ve sevgili Funda Ceyhan’ı tanıdığımız günlerde başladı.

Yıllık haritama bakarken;  ablacım senin sihirli açın var ve bu Ekim.2005 de dedi. Daha sonrasında yine sevgili dostum, arkadaşım Astrolog Yücel Sügen de bu açıyı doğruladı. Böylece benim muhteşem sihirli açım, batı, doğu, hint ve spiritüel yönleriyle tasdiklenip onaylandı. Yani hayatımın en büyük, en kalıcı ve en gerçek aşkını bulacaktım :)
Hemde konusunda uzman kişiler tarafından onaylanmış bir şeydi bu. Gelde sevinme ! Neyse mesele aylarca gündemde kaldı. Ve 2005 eylülünde yıllık geleneksel görüşmemizi yaptığımız sırada Oğuzhan tarih de verdi. Ablacım; 8/13.Ekim arası olması lazım. Tamam . Şurda ne kaldı ki; Ekim ayı geldi. Ayın 8 i ve de 13. ü de. Ortada kimse yok.

Aslında enteresan bir şekilde vardı ama ben farketmedim. Çünki o kadar dünya bakıyordum ve gerçek arıyordum ki; sanki adam elinde bir buket çiçek kapıda dikilecek veeee hah işte o benim diyecek. Olmadı tabii :)  Olmazda !

Ama tam o günlerde hayatımda birşeyler değişmeye başladı. Bunu farketmem uzun zaman aldı. Yılbaşı gecesi ve ertesi günü kendimde farkettiğim bu değişiklik farklı anlamda bir sihirli açıydı. Sevgili arkadaşım dostum Yücel Sügen’in yorumunu yazının sonuna ekleyeceğim.  Onun Kosmos benim Evren dediğim bu muzur sevgi yumağının bana yaptığı süprize gelelim.

..Ekim tarihinde sevgili laptop um Sıdıka da yine yazı yazıyordum. Bir ara MSN deki resmi değiştirmek istedim. Uğraşırken MSN sayfasına ve oradan da İngilizcesini anlamadığım için Almanca bölümüne geçtim. Geçerken de bir başka sayfaya düştüm. Merak ettim. İnsanlar ve yaşlar belirtip düğmeye bastım. Amacım sadece bu insanların neler yaptıklarını ve nasıl insanlar olduklarını görmek ve belki de yazacak birşeyler bulmaktı.

Önüme açılan sayfada bir tek yüz gördüm. Diğerleri de vardı. Yani her sayfada beş altı erkek resmi. Ancak ben gözümü bir tanesinden alamıyordum. Öylesine tanıdık ve öylesine elimi uzatınca tutabileceğim gibiydi ki !
Bilgilerini okumak istedim. Daha da enteresan dı. Vejeteryan, içki yok, sigara yok ve doğa sevgisi. Bir cümle daha da ilgimi çekti. İnsanların ve hayvanlar, küçükler ve büyükler için sevgi..........

Bulmazsam çatlayacağım. Fakat bu konuda zır cahilim. Oraya buraya bilen arkadaşlara  telefon ettim aman sakın para ile olan yerlere girme dediler. Almancasını bilen de yok. Ayrıca normal bir soru da değil ki, kime sorayım. O gece yattım.

Kalktım. Aynı yüz gözümün önünde. Akşam eve geldim. Yine yüz gözümün önünde çöreklenmiş gitmiyor.
Uzun lafın kısası o resimde gördüğüm yüzde öyle bir acı, öyle çocuksu bir şey vardı ki, bulmamam imkansızdı. illa ki de buldum.

Meseleye dahil olup, kendimi gayet uygun bir şekilde kayıt ettim MSN e  ve ee kayıt olur olmaz ona yazdım. Mesaj gönderdim cevap yok.... ! Günler geçiyordu. O yüz gözümden gitmiyordu. Sonra birgün daha mesaj gönderdim.
......................boşluk........... unutamadım da. Bu arada günlük hayat geçiyordu ..........

Birgün 26. Kasım dı hiç unutmuyorum çünki bu tarihi de Sevgili  Oğuzhan önceden vermişti. Birden gelen cevabı buldum.

Bu da tesadüf mü idi ?

Çünki 31. Ekim tarihinde cevap gelmişti. Benim görmememin tek sebebi  devamlı incredimail de yazmam. Bilgisayarıma bakmak için gelen arkadaşım Outlook da çalışmış ogün ve kapatmış. Bense outlooku hiç açmadım.  Ta ki incredimail de problem çıkana kadar. Ve tek bir mail orada duruyordu :)

Aradan günler geçmişti. Olsun cevap gelmişti ya !

MSN- profil de yazdıklarının gerçekliğini öğrenmek istediğimi yazdım. İlk anda farkettiğim sonraları ise emin olduğum bir sıcaklığı vardı hatta ılık diyebileceğimiz bir duygu veriyordu.

Yazan insan, gelen yazıdan anlar.

Ben o adamı kemiklerime kadar hissediyordum ve yanılmadığımı anladım.

Birkaç mail sonra, bir sarhoş sürücü tarafından araba kazası geçirdiğini, 8 yaşındaki oğlunun uzun süre hastahanede kalacak şekilde beyinsel trawma geçirdiğini ve sonra öldüğünü yazıyordu.
Cümle daha bitmemişti; 39 yaşında  kalp krizi geçirmişti. Eşinden ayrılmıştı.

Uzun yıllar Almanya da yaşamış ve iş ilişkisinde bulunmuş biri olarak, bu yazılarda farklı bir bakış açısı daha doğrusu farklı bir gönül seziyordum.

Zor yazıyordu, önceleri. Sonra mailer artmaya başladı.

Kıvrak bir zeka vardı. Ama onun arkasında yatan çocuğu gün geçtikçe yakalıyordum. Sıcak, sevecen ve herşeyden önemlisi  ürkek .

Maileri gözlemeye, ne var ne yok yazmaya başladım. Acele ediyordum. Tanımak istiyordum. Ama bunu ona anlatmanın imkansız olduğunu yılbaşının ertesinde hemen anladım. Yeniyıla girerken mailerime bakmaktan gözüm çıkmıştı. Yeni yılın ilk günü de. Tabii ki, ben onun için yabancıydım. Üstelik de Almanya gibi bir ülkede yaşayan bir Alman ın gözünde bir Türk ü canlandırmak çok zor olmasa gerek.

Birden herşey anlamsız geldi. Ve sıkıldım. Daha da önemlisi ümidimi kaybettim. Telefonunu vermiyordu. Adını bile bilmiyordum. Maillerin altında GÜNNİ kısaltılmış ismi vardı ve onunla ilgili bildiğim en kesin şey buydu. Çünki ona Günni diye hitap ediyordum. Mail adresi dışında, gerçek adını bile bilmiyordum. İstedim. Asla vermek niyetinde olmadı. Nazikçe iteledi durdu.

Bende birgün artık bu konunun ciddileştiğini, mail beklemeye başladığımı, gelmediğinde aklımın takıldığını ve bu gizlilik içinde de devam etmek istemediğimi yazdım.

Aslında benimle çok iyi arkadaş olacağını ama benim bu meseleye  farklı baktığımı sandığını söyledi. Düşündüm evet. Farklı bakıyordum. Benim ölçülerimde bu derece güzel olan bir varlığa farklı bakılabilirdi. Ayrıca onun haberi olmayan, bir sürü olay yaşamıştım.

Bana hemen yeniyıldan önce bir resmini göndermişti. Gözlerinde tamamen farklı bir bakış olan bu adamın, bu kadar insanca ve güzel gülebileceğini tahmin etmezdim. Gülüşünde çok şey yaşamışlığın yıpranmışlığı değil, hayata bakmanın çocuksu saflığı vardı. İncinebilir görünüyordu !

Gözümün önüne yerleşen ikinci resim yetmiyormuş gibi. Gelen maillerdeki bazı cümleler içime bir bir yerleşiyordu.

Ama öyle bir cümle var dı ki onun benim üzerimdeki etkisi herşeyden fazla olmuştu.

Bazen senin gülümsemeni  okuyabiliyorum !  

Kaçıp kurtulma zamanı gelmişti. Hemen pılımı pırtımı toplayıp, gerçek hayata dönmeliydim. Zaten böyle şeylere ne gerek vardı. Çocuklarım beni bekliyordu. Öyle hülyalı hülyalı bilgisayara bakarak onları Kurban Bayramına hazırlayamazdım.  Kafam takılıpduruyordu.

Tekrar düşünürsen sevinirim diye gelen mailni bile çok kaale almadım. Ama herşeyin çok yavaş olmasını, zamanla yazacağını ve de arkadaşlıkların daha uzun sürdüğünü söylüyordu.

Hah buyur burdan yak ! Şimdi adama;  Bak Güzelim Sen Benim Tam Sihirli Açımda Hemde Duble Onaylı Çıktın ... nası derdim ki ..

Neyse Lerzan’a döndüm. ( Lerzan Aras - Mekanın Ruhu) tamam dedim bu konu kapandı işimize bakalım. Zaten bir sürü mail, telefon, adres hatta insanların kendileri gelmeye kalkıyor Almanya dan. Bu nedenle 20 yıllık Almancam bayağı ilerledi. Artık uzun uzun mailler yazabiliyorum.

Arife günü üzerinize afiet bir güzel faranjit oldum. Üzerine hafif üşüme titreme ve grip ve de pijama, yatak, ilaç, çay kombinasyonu. Oğlum Burak da babasına gitti mi?

Yatıyorum. Yok hayır yatamıyorum. İki adet resim gözümün önünde. Kalkıyorum. Değişen birşey yok. O yüz ifadeleri benimle birlikte yürüyor.

Üstüne üstlük arada mailleri okurken gözlerim dolmaz mı? Hah dedim yaşlılık alametleri bunlar. Gereksiz duygusallık .

Ne yaptıysam olmadı !

Çaresiz bir öğleden sonra sevğili Sıdıka nın başına oturdum ve yazdım.

Sevgili Günni, ben tekrar düşündüm ve telefon, adres, hiçbirşey istemiyorum. Arkadaş olmaya da razıyım.
Çünki senin maillerinin eksikliğini hissediyorum. Senin yazdıklarının verdiği duygunun eksikliğini hissediyorum....

Ne mi oldu ?

Tekrar yazıyor bana, bende ona.
Hala hakkında birşeyler bilmiyorum.

Ama o benim onun maillerini beklediğimi biliyor ve buna o kıvrak ama yumuşak zekasıyla ve sıcak kalbiyle elinden geldiğince cevap veriyor.

O ne düşünüyor ?
Nerede yaşıyor ?
Nasıl bir hayatı var ?
Neden bu gizem ?

Hiçbirşey bilmiyorum. Ama bu masalsı yaşadıklarım bana You Have Got E.Mail filminden bir sahne hatırlatıyor,

Hayatında biri var mı sorusuna, Meg Ryan In verdiği cevap;

- Hayır ama birinin hayali var.

Sevgili arkadaşım Astrolog Yücel Sügen in ( www.astromistik.com ) bu konuda ki yorumu şöyle;

Mesajında anlattğın tanışma ve sonrası gelişmeleri okuyan birisi, bunun derinliğinde yatan olguları asla anlayamaz. Onun için bu süpriz bir tanışma ve çok uzakta, kimliği pek bilinmeyen birinin normal bir kopuşudur. Ama derinlerdeki nedeni görmek için fazla bilgi olmasa da, haritasındaki temel yerleşimleri incelemek yeterlidir.

Verdiğin sadece doğum tarihi ile kurulan haritasında bu adamın tam bir satürn venüs karesi var. Düşünsene ne kadar ilginç bir yoldan çok uzaklardaki bir kadının ilgisini çekiyor ve kontak kuruyor. Ama kadın aşka ve ilgiye en fazla ihtiyacı olduğu zamanda teması sonlandırıyor. Böyle bir davranışıda ancak hartasında satürn ay kavuşumu olan bir kadın yapabilir.

Bir tarafın duygusal açlığı ile diğerinin sevgi açlığı demir maske içinde kurtuluş gününü bekliyor. Böyle bir kurtuluşu yine kosmoz gerçekleştirebilir. Zamanı gelince ....

***

Hikayenin devamı nereye gider ?
Sevgili Oğuzhan Ceyhan bu konuda nasıl bir yorum yapar ?

Ve gerçekte sihirli açı yani duygusal talihim beklenildiği gibi hayatımın en önemli ve gerçek sevgisi mi yoksa ?????

Ayla Özaygen
Keyifli Yaşam Danışmanlığı
0216 464 91 75   0533 478 78 04
www.keyifliyasam.cc
bilgi@keyifliyasam.cc




çok amaçlı kondüsyon aleti
650 YTL
" BİSİKLET TAŞIMA ASKISI "
40 YTL


 

 

YORUMLAR
 nevin aka 2006-10-22 22:52:33
merhaba yazacak neyim varki, aslında var çok şey var ve kimseyi suçlamıyorum .Annem ve babam neden ayrıldılar demiyorum onların kendi kararı....benide düşünselerdi.okulda ve her yerde bunun zorluklarını yaşadım sanki benim yüzümdenmiş gibi.Babamla görüşüyordum ama ona hiç sarılamadım,aslında oydu işte BABAMdı ...... 21 yaşında evlendim bir kızım var bana benzeyen,şimdi 28 yaşındayım eşimi çok seviyorum oda beni seviyor . Şimdi çok mutluyum ,daha önce yaşamadıklarımı şimdi yaşıyorum kızım bana yaşatıyor bu duyguları . çocuklarınızı anne ve babasız bırakmayın.

 Cem KİREMİTCİ 2006-08-14 10:13:24
Merhaba Bence bu büyüyü bozmadan yaşamaya devam edin




Siz de yorum gönderin:
Adınız, soyadınız *
Email adresiniz (yayınlanmayacak) *
Yorumunuz: *

Bu yazıya yeni yorum yazılırsa haberdar olmak istiyorum.


Bu yazı 1572 defa okundu

 


Güncel Yazılar:
-Olympos Music Fest 08 - Olimpos Müzik Festivali
-Gebelik (Hamilelik) İçin Önceden Plan Yapmak
-Recep İvedik
-On-line Kozmetik Satışında Strawberrynet Çılgınlığı
-Saçların Hızlı Uzaması İçin Entele Otu
-Kireçlenme İçin Çörekotu Yağı
-Atatürk Çiçeği
-Yoksul Köy Yaşantısından Enstitüye - 3
-Sevgililer Günü Çikolatası Chocolate A Line'da
-Masaj