Kadının Ad? : Duygu Asena

Edebiyat, Yaşam Yorum Yazın

Türkiye’deki kadın hareketinin lideri, korkusuz, aydınlık yüzü olarak iz b?rakt? gazeteci-yazar Duygu Asena. Dü?ünceleri, kitapları ve röportajlarıyla aydınlatt??? binlerce kadın haklarını korumay? ondan ö?rendi. Say?sız kadın bast?r?lmı?lı??n gölgesinden, haksızlı??n boşuculuşundan ve cinselli?in ay?b?ndan onunla kurtuldu. Demokrasinin, e?itli?in pe?inden gidip toplumun kanayan yaralarına gücü yetti?ince parmak bast?.

Feminizm kelimesine tu kaka yapanlara inat feminizmin asıl anlamını ö?retti Türk kadın?na. Kadının hayata özgür ve e?it kat?lımı için sava?t?, tabuları y?kt?.

19 Nisan 1946’da doğan Duygu Asena, mucizevi biçimde iki yıl beyin tümörüyle sava?t?, ancak ne yaz?k ki 30 Temmuz 2006’da hayata veda etti.

Hiç okumad?ysan?z, yarın bir Duygu Asena kitabı alın siz de. Kad?n mı?sınız, erkek mi?siniz fark etmez. Onun bu haklı mücadelesini, ömrünü ne uşurda harcad??ını gözlemleyin.
Ancak o zaman ‘feministlik’ kavramına ‘ha?aaaaa’ diyenlere siz de güleceksiniz…
Feministli?in ‘e?itlik’ demek olduşunu, aydın kadın?n ad?-soyad?ndan sonra gelecek kadar doğal bir etiket olduşunu , feministli?in çirkin kadınların kaprisinden ibaret olmadığını, ayrıca erkeklerin de feminist olabileceğini ö?reneceksiniz.

Dü?ünüyorum da, ke?ke daha çok Duygu Asena olsayd?…Belki daha az ‘havar’ (imdat ç??lı??) yükselirdi Batman’da ölen – öldürülen kadınlardan…

Toprağı bol olsun…

Not: Hadi birileri feminizme ta? atan yorumlar yazsın ?imdi. Onun bilgiç ve y?k?lmaz edasıyla kadınlı?? savunmak istiyorum…




4 Yorum

  1. ebru ceylan :

    merhaba…
    kadın bir insandır. erkek de öyle. ve siz nasıl kabul ederseniz edin (yani ya inan?n Allah yarattı diye, ya da bundan binlerce yıl önce dedelerimiz-atalarımız hayvand?, bizler bir hayvan?n neslinden geliyoruz diye inan?n. bu tamamiyle kişisel görü?ünüz) kadın ve erkek pek çok ortak özelli?i olan iki ayr? varlık. Zaafları, güçleri, duyguları ve dü?ünceleri farklı iki varlık. Yani format farklı. Duygu Asenay? okudum. Sizin değerlendirmenizi de okudum. ?ahsi kanaatim, Duygu Han?m dü?ünceleriyle, başlara tac edilen kadın? ayaklar altına almı?. Bir ?eref libası giymi? olan varlı?? çırılçıplak soymu?tur. Erkeklerin a?zının suyunun, salyasının akmasını ve ortaya att??? tezlerle bir zamanlar efendi, ba? tac? olan kadın? erkeklerin masalarına meze olarak sunmu?tur. gece yatarken önyarg?sız dü?ünürseniz sanır?m bana kat?lacaksınız. Tabi, bunlar da benim dü?üncelerim. aynen sizin yazınızdaki kendi dü?ünceleriniz kadar özgür…
    selamlar…

  2. Nazl? Özcengiz :

    Sevgili Ebru Han?m,

    Mezopotamya’n?n uçsuz bucaksız toprakları ve bereket tanrıçaları kadar eskidir tac olmu? kadınlar dönemi. Ondan sonra kadın “ana”dır, ama “ana oyuncu” olma safhasına bir türlü gelememiştir. Ba?lara tac edilmez üstelik. Tac olmak bir yana, kendi duruşunu, kendi sosyal varlı?ını mümkün k?lmak için ortak özellikleri bulunan erkeklere nazaran onlarca kar daha fazla çaba göstermesi gerekmi?tir.Duygu Asena Türkiye Cumhuriyeti topraklarında bu çaban?n modern dönem temsilcilerindendir.
    “Kad?nlı?? erkeklerin masasına koyup a??zlarının suyunu ak?tan” zihniyet asla bir kadın hakları savunucusunun marifeti de?ildir. Aksine bu az önce bahsetti?im kadın? “meta” gören zihniyetin ürünüdür ve Duygu Asena’n?n ömrü yüzyıllarca geriden gelen bir zihniyeti başlatmaya yetmez.

    Sayg?larımla,

  3. ebru ceylan :

    Merhaba Nazlı hanım;
    “E?it”, hiçbir fark göstermeyen, tabiat?, niteli?i, değeri ve boyutları bir olan demektir. “E?itlik” ise hakları bakımından insanlar arasında hiçbir ay?r?m bulunmaması anlamınadır.
    Sanır?m hayattayken rahmetlinin (Duygu Asena’n?n) tam kavrayamad??? kelime bu idi.
    Kainatta Allah her şeyi çift yaratmı?t?r. Bu çiftlerden her birinin di?erine, bütün yönleriyle e?it olduşunu söylemek mümkün de?ildir.
    Zerrelerden bitkilere, ondan hayvanlar ve insanlar arasındaki erkeklik-di?ili?e kadar her şey çifttir ve birbirine muhtaçt?r. Pozitif negatife, elektron protona, gece gündüze, yaz kışa, yeryüzü gökyüzüne, erkek kadına, kadın erke?e muhtaçt?r.
    işte Allah (cc) kadın? yarat?rken, elektrona nisbeten protonu, pozitife nisbeten negatifi, erkek tohuma nisbeten di?i tohumu yarattı?? gibi yaratmı? ve bu çiftlerden bir vahdet meydana getirmi?tir. Fakat elektron protona, pozitif negatife e?it olmad??? gibi, kadın da erke?e e?it olamaz. Bu, f?trat?n değişmeyen kanunlarındandır. Zira tek olan Allah’tan başka herşey eksik olduşu gibi, varlı?ını sürdürebilmek için de, hiçbir şey kendi kendine yeterli de?ildir. Bu itibarla, eksik olan erkek ve kadın bir araya gelerek birbirlerini tamamlayacak ve bir vahdet te?kil edeceklerdir ki, bütünde asıl olan da budur.Dolay?sıyla kadın ve erkek birbirinin e?iti de?il, aksine birbirinin tamamlay?c?sıdır.
    F?tratta kadın erke?e e?it olamayaca?? gibi, vazifede de e?it olamaz. Erke?e ait vazifeler kadından istendi?i zaman ona zulmedilmi? olur. Zira kadın?n fizyolojik, biyolojik ve ruh yap?sı itibariyle, erkekten çok farklı olduşu inkâr edilemeyecek kadar açıkt?r. Böyle bir yarat?lı? farklılı??ndan kaynaklanan bazı hak ve vazife farklılıkları da gayet tabiîdir. Erkek biz kabul etsek de etmesek de kadına nisbetle daha güçlü ve daha kuvvetlidir. Kadının bu noktada, erke?in yapabileceği vazifeyi yapması oldukça zordur. Bu durum, kadın için asla bir eksiklik de?ildir. Buna karşılık kadın da erke?e nazaran daha ?efkatli, daha merhametli, daha zarif ve daha duygusaldır. Bu noktada da erkek kadınla boy ölçü?emez. Her iki cins de görece?i vazifelerin gerektirdi?i kabiliyetlerle donat?lmı?t?r ki, gerçek hak ve adalet de i?te budur. Dolay?sıyla, erkek-kadın e?itli?i de?il, kadın ve erke?i ayr? ayr?, kendi f?tratları içerisinde ele alıp değerlendirme en isabetli yoldur.
    Nesiller kadın tarafından dünyaya getirilir ve onun tarafından terbiye edilir. Beğeriyete, iyi ferdler, onun feyizli ve bereketli eli ile kazandır?lır. Hele neslin yeti?mesi hususunda kadın?n ?efkatle donat?lması kadına ayr? bir lütufdur. Bu yönüyle kadın, bütün aile fertleri içinde, sayg? duyulacak bir ihtiram abidesidir. O evin mürebbiyesi, muallimesi, kayyimesi ve huzur kayna??dır. Erkek onda itmi’nana kavuşur. Çocuk onun ?efkatli sinesinde ne?’et eder büyür; hisli, duygulu, ?efkatli ve sa?lam fikirli yeti?ir. E?er o, iffetli yaşayabilmi? ise, onun sayesinde çocuk yozla?maktan ve bu gibi çocukların te?kil edecekleri cemiyet de bodurla?maktan kurtulur.
    Allah, her hak sahibine hakkını vermi?tir. Verirken de onu ne hoyrat hale getirmi?, ne de gülünç duruma dü?ürmü?tür. Bundan öte ona verilecek her hak bir haksızlık ve zulümdür.Bak?n size sizi tebessüm ettirecek bir örnek vereyim:
    “Bir ine?i boyunduru?a ko?mu?lard?. Döndü ve sahibine şöyle dedi: Ben bu i?ler için yarat?lmad?m.” Yani bu i? için öküzler yarat?ld?.
    Nazlı Han?m, kadına ait değeri önce kadınlar kendilerine vermeli. Ne için ve hangi ?artlarda yarat?ld??ını bilmeli. Yukar?da da dedi?im gibi Duygu Han?m’?n anlamakta zorland??? konu bu olsa gerek. Salt e?itlik. Bu mümkün de?il…
    Sayg?yla…
    Ebru Ceylan…

  4. sebnem kocer :

    ?ki görü?ü de okudum . Duygu Asena’n?n tam olarak feminizmin öncülü?ünü yapt???na inanmamakla ve edebi değer taşıyan eserler vermedi?ini dü?ünmekle birlikte , bir şeylere öncü olduşuna inanıyor ve onu bu ba?ar?sını, halka inme ba?ar?sını sayg?yla kar?ılıyorum. Feminizmin kendi içinde fraksiyonları vardır. Bu fraksiyonlar içerisinde liberalden radikale kadar pek çok hareketin içinde yer alabilirsiniz. Fiziksel e?itsizlikler de radikal feminizmin ana konusudur. Kadının yasal olarak e?it haklara sahip olmasıyla daha cok liberal feministler ilgilenmi?ler ve büyük ba?ar?lara imza atmı?lardır. Açıkçası bence, din inanc? bireyin kendiyle tanrı arasında olmalıdır. Sosyal hukuk düzeni içerisinde bir cinsiyetin daha yukar?da konumlandır?lması demokratik olarak üçüncü dünya ülkelerine yakışan bir durumdur. Kadının ikincil duruma getirilmesi ve kamusal alana çıkan kadın?n bireysel özgürlü?ü kullanamaması ?ki yönlü dü?ünülebilecek bir sorundur. Bu başlamda, bence Allah ile olan ba? başka insanların özgürlüklerini k?sıtlamadan da sürdürülebilir. Duygu Asena’n?n kimseyi meze yapt??ını da dü?ünmüyorum. Cinselli?i bir tabu olarak yaşayan Türkiyenin viktoryen iki yüzlülü?ü ve dünyadaki medya sektöründe yaşanan kayıtsızlıklar ne yaz?kki kadın? bu konuma getirmi?tir…
    sayg?lar

Yorum Yazın