|
|
|
Uçup Gitti...
Onu bulduğumda yorgundu…Gözlerini hayatının akışına yöneltmiş sessizce bekliyordu. Dile getiremese de çook geçmişten kalan kırıklar içindeydi. Kalbimi tuhaf şekilde titreten bu halini görmezden gelemedim. Yanına yaklaştım. Kocaman gözlerini ürkekçe, gözlerime çevirdi. Ona dokunduğumda önce yavaşça hareketlendi. Baktı ki ‘düşman’ değilim; sakinledi. Son gücüyle, başını çevirip tekrar gözlerimin içine açtı gözlerini, iki büyük deniz gibi dalgalanarak. Allahım…ne sözsüz bir konuşmaydı bu… * Dikkatlice, göğsüme sardım onu. Üşümüş vücudunu, titreyen soluklarını huzura kavuşturmak istedim… Baktım ki, göğsümde çoktan yerini açıvermişti bile. Böylece sözleri hiç dile gelmemiş bir anlaşma başladı aramızda: Ben onu sevecektim. O, mutlu olacaktı. Bana sevebilmek yetiyordu zira. Sevilmeyi beklemeden, sadece severek de mutlu olabiliyordum. * Günler sıralandı teker teker önümüzde… Huzurlu şekerlemelere bırakmışken kendini, ‘üzülmesin’ diye acıklı rüyaları bile etrafından kovmaya çalıştığım günler… ‘Kırılmasın’ diye onu dört bir yandan sakındığım günler… Onun küçük kalbine tapınan, umutlu bir şövalyeydim… İnanıyordum ki, bir gün o da kulağına fısıldadığım hayalleri düşleyecek, benim sevdiğim kadar sevecekti beni. Gel zaman git zaman güçlenmeye başladı ve kendine gittikçe güvenmeye. ‘Ne mutlu’ diyordum… ‘Onu huzura taşıyan benim hayallerim. Bulduğum yerden güçle kaldıran benim sevgim…’ Sonra; gücü ve güveni benim kendimden verdiklerimi aştı. Pamuklara sarılmış kalp yuvasında daralmaya, benim sözcüklerimi kendine zırh yapıp silahlanmaya, göğsümden kurtulmak için tırnaklarıyla kalbimi parçalayıp kanatmaya başladı. Yeri artık boğuyordu onu. Sevgim bunaltıcı geliyordu... Büyük gözleri hala minnetle dalgalanırken nefret sızıyordu sulara… Çaresiz ve karmakarışık kırıp döküyordu tüm yarattıklarımızı. Aslında ne hissettiğini o da bilmiyordu... Acıya katlanmak istedim. Onu benden çok sevenin, üzerine titreyenin olmayacağını anlar zannettim. Fakat sonunda öyle yırtıcı ve kararlı bir hale geldi ki; Açtım avuçlarımı sonunda, Açtım göğüs kafesimi… Pençelerinde kanlar damlayan kalbimle arkasına bile bakmadan…uçup gitti…

YORUMLAR
| |  | bahar şen 2007-10-19 12:16:07 | | | tek kelimeyle harika bir yazı.. teşekkürler.. |
| |  | merve karamanoglu 2006-10-17 13:57:11 | | | bir seneyi geckin bir suredir evliyim ben.henuz cocuk sahibi degilim ama simdiden seviyorum dogmayan bebegimi.onun bu dunyaya gelis zamanını,belirleyen ben olsamda,hayat icindeki tercihlerini,mutlulugunu,sapacagı yolların uzunlugunu veya kısalıgını sececek olan o.. merhaba nazlı hanım.oyle guzel ve anlamlı bi yazı yazmıssınızki,okuyunca icimden gecirdiklerimi paylasmak istedim sizinle ve siteye tıklayan diger kisilerle..saygılarımla M.K... |
| |  | TATLI CADI 2006-09-16 09:15:40 | | | mervecim yazının neresini beğenmedin. anlayamadım. beni aydınlatırmısın
sevgiyle |
| |  | merve taşdoku 2006-09-15 10:20:30 | | | yazıyı hiç beğenmedim beğenmedim dediğim için yorumum eklenmeyecek biliyorum ama yine de beğenmedim |
| |  | TATLI CADI 2006-06-28 14:04:10 | | | sevgili özcengiz,
yazınızı içimi saran garip bir ürperti ve gözümden akmadan dolan yaşımla okudum. nedenine gelince, 8 aylık dünyalar tatlısı bir kızım var. ona hayata gözünü açmadan, daha anne rahmine düştüğü o ilk günden itibaren öyle bir alıştım ki henüz uçup gitmesine hiç ama hiç hazırlıklı değilim.ona öyle bağlanmışım ki onsuz bakkala dahi gidemiyorum. hani bir şiir var sol yanım acıyor anne diye. işte; onsuz da benim hep biryerlerim acıyor. bütün vücudum onsuz alev alev yanıyor. kimbilir belki birgün yazınızdaki gibi uçup gitmak için savaşacak bizle ( gerek babasıyla, gerek benimle) belkide düşman olacak. kimbilir belki birgün bende alışacağım onsuz birşeyler yapmaya. ama şuan deği. henüz değil. saygılarımla. başarılarınızın devamı dileğiyle........ |
| |  | arzu gülfırat 2006-06-26 23:02:52 | | | sayın özcengiz yazılarınızı büyük bir beğeniyle okuyorum.benimde ikibuçuk yaşında bir oğlum var onu yetiştirirken her anne gibi bende büyük sevgi gösteriyorum. ama bir okadarda korkuyorum büyüdüğünde ne olacak diye,yazınız bana korkularımı doğrulattı adeta korktum birkere daha gelecektenve yeni nesilden. ama hayatın kuralı galiba bir gün benimkide uçup gidecek biliyorum ve korkuyorum. iyi yazılar size devam edin lütfen çünkü siz yazdıkça ben okumaya devam edeceğim saygılar |
| |  | kizgin adam 2006-06-26 22:29:21 | | | How can you mend a broken heart ?
How can you plead for mercy from a chivalrous soul ?
...
With this injurious , presumptuous attitude of yours ?
...
It is a great cradle of sadness to say , on the other side of the medallion , It is the dramatic pathetic piercing reality of you ;
You are ' arrogantly ' wrong this time . Believe me You are desperately wrong...
I wish you were not that blind. |
Bu yazı 594 defa okundu
|
|
|